“Siz hiç hayvanlar yüzünden hayal kırıklığına uğrayan birini gördünüz mü?”

Chae Yun “Ne oldu? İçiniz acıyor değil mi? Kralım, sizin buna hakkınız yok. Prens Gwang Pyung size öyle güveniyordu ki sizin için memnuniyetle canını verirdi. Siz bir damla gözyaşı dahi dökmeseniz de o, bir nebze bile umrunda olmayacağını söyledi. Efendim! Bir damla gözyaşı dökmeyi bile hak etmiyorsunuz siz!

Öyle zavallısınız ki, Kralım. Öyle zavallısınız ki! Ve size öyle öfkeliyim ki. Beni aptal yerine koymuşsunuz. Yeni bir alfabe yapmanızın sebebi insanlara duyduğunuz hayalkırıklığı ve nefretti öyle mi? Kralım, siz hiç hayvanlar yüzünden hayal kırıklığına uğrayan birini gördünüz mü? Sırf değişme niyetleri yok diye hayvanlara öfkelenen birini gördünüz mü? Hayal kırıklığına uğramanızın sebebi de, öfkelenmenizin sebebi de insanlarınıza insan gibi davranmanız! So Yi’ye de insan gibi davrandınız. Sevgi? Evet, insanlarınızı sevdiniz. Gerçekten anlamıyor musunuz? Ama şimdi, sırf iş ciddiye bindi diye, arkanızı dönüp gidecek misiniz?

So Yi’yle çekip gitmememin sebebini biliyor musunuz? O harfler öyle güzeldi ki.. Öyle kolaydı ki.. Harfler ne kadar kolay olursa olsun, sadece soylular o harflerle bir şeyler öğrenebilir. Halk değil! Bunu bilmiyor muydunuz gerçekten? Ben bunu bildiğim halde So Yi’yle kaçıp gidemedim. Çünkü onun bu insanlar için yapmak istediği şeyler vardı. Başarmak istedikleri.. Çünkü ben hayatımda ilk kez bir köylünün bir şeyleri başarmayı bu denli istediğini gördüm. İşin ucunda canından olmak olsa bile! Harikaydı. Ve ben bu hissi kıskandım. Ben de onun gibi olmak istedim. Belki harfleri öğrenirsem o duyguyu hissederim sandım. Belki benim de başarmak isteyeceğim bir şeyler olur sandım. Bir kez olsun istediğim bir şeye sahip olamayacak mıyım? Evet efendim, bu yüzden gidemedim. So Yi’nin sahip olduğu inanç, So Yi’nin başarmak istedikleri.. Bunları korumak istedim. Bu, benim ona olan sevgimi gösteriş yolumdu. Ama şimdi siz kaçmaya mı kalkıyorsunuz? İnancımız ve umudumuzun boş olduğunu mu söylemeye çalışıyorsunuz? Ga Ri On denen herifin sözlerine mi kulak asıyorsunuz? Cehenneme giden yolmuş!? Sizin bu kadar zayıf olduğunuz aklımın ucundan bile geçmezdi.

Bütün bu keşmekeş bittikten sonra sizden So Yi ile gitmeme izin vermenizi isteyecektim. Çocuklarımız olacaktı. O çocuklara, o harflerle okuma yazmayı öğretecektik. Birlikte mutlu bir hayat sürecektik. Sizden bu küçük dileği dileyecektim. Haksızlığa uğramış gibi hissediyorum kendimi, öyle öfkeliyim ki efendim. Bir daha olmayacak ama. Bir daha asla!”

Lee Do “Diğer insanlar So Yi gibi değil. So Yi’nin inancı benimkinden bile kuvvetli. Ama insanların ki değil. İnancı, değişmeye niyeti olmayan insanlara sorumluluk yüklemeye kalkacaktım ben. Niyetim onlara güç vermekti, sonucunda da sorumluluk. Ben, kralları, kendi sorumluluklarımı onların omuzlarına yüklemek istedim.”

Chae Yun “Sorumluluk mu dediniz? Anlamıyor musunuz Kralım? İnsanlar.. 100 yıl önce de, 500 yıl önce de, 1000 yıl önce de! Onların hep sorumlulukları vardı. Gece gündüz çalışmadılar mı? Kendi karınlarını doyuramasalar bile, vergilerini tek tek ödemediler mi? Onların omzunda bu yük hep vardı. Şimdi siz, bu insanlara nasıl bir sorumluluk vermek istiyorsunuz bilmiyorum ama verseniz bile, bunun bir önemi yok. Çünkü onlar hiçbir şeyden sorumlu olmadıkları zaman da hayatları yeterince acı doluydu zaten! Siz onlara sorumluluk verecekmişsiniz ne fark eder? O sorumluluğun bir kısmını yüklenip kendi umut ettiğimiz hayatı yaşamak istememiz bu kadar yanlış mı? Hayal ettiğimiz bir şeye sahip olmak istiyoruz. Cehennem dediğiniz bu mu? Kralım! Siz bir yalancısınız! Siz sadece bir korkaksınız!”

 Derin Köklü Ağaç, 20. Bölüm

Bu dizide beni en fazla etkileyen sahneydi. Oturup çevirdim ben de.

Kral Sejong Kore alfabesini için yıllarca çalışmış, kendi halkının dilini, kendi halkının sesini yazıya dökmek istemişti. Halkının, Çince’nin pençesinden kurtulup, okuma yazmayı daha kolay öğrenmesini istemişti. Herkesin okuma yazma bildiği, soylular ve devlet görevlilerinin halkı o kadar kolay kandıramadığı bir Joseon hayal etmişti. Ancak bazıları bu hayalin onları cehenneme götüreceğini düşünüyordu. Sonunda kralın en büyük, en erdemli oğlunu öldürdüler. Tam kral her şeyden vazgeçecekken, ilk kurtardığı insan, benim insanım dediği Chae Yun karşısına dikildi..

 Baştan sona mükemmel bir hikayeydi. Mükemmel.

Ve Kral Sejong hikayenin sonunda şöyle dedi

“Bu harflerin nasıl bir dünya yaratacağı da insanlara kalmış.”

Büyük adammış vesselam..

Advertisements