Hayatımız harbiden sınav

Bugün ALES’e girdim.

Bir ÖSYM işkencesi. Evet bir tane daha.

Başvurular zaten saçmalık. Daha önce de sınava girdiğim halde internet üzerinden kendim başvuru yapamadım. Neden? Çünkü kayıt için verdiğim 3 liranın yanında bir de şifre için 3 lira vermem gerekiyormuş. Eğer unutursam ya da kaybedersem yine gidip başvuru merkezlerine 3 lira vererek temin etmem gerekiyormuş. Bunu söyleme gereği duymadı tabii kimse. Daha sonra da sınav sonucumu öğrenmek için 3 lira bayıldım ama yine şifre yok tabii ortada. KPSS ise bambaşka bir olay. Şifren olsa dahi, daha önce KPSS’ye girmediğin sürece internet üzerinden başvuru yapamıyorsun. Neden? Çünkü ÖSYM’ye 3 lira vermeden olmaz! İnsanları sömürmek için itinayla hazırlanmış bir numara. Tebrikler. Aynı itinayı sınav sorularını veya cevaplarını belirli kimselere yanlışlıkla(!) sızdırma konusunda da görebilsek keşke!

Güvenlik nedeniyle daha önce beni Kadıköy’den Kartal’a göndermişlerdi, bu sefer sınav yeri hakikaten Kadıköy gelince şaşırdım. Neyse kılavuz’da 1 saat önce gelin ki yığılma olmasın diyordu. 1 saat önce gittim geç kalırım beklenmedik bir şey olur vs diye. Sınavın yapılacağı yere vardım amcanın teki seslendi. Efendim bizi okula yan kapıdan alıyorlarmış. Neden? Çünkü yan kapı doğrudan kantine açılıyor. Yurdum insanı fırsatı kaçırmaz. 😀 Sınava yarım saat kalana kadar kantinde oturduk, bir güzel yığıldık memleketim sınavzedeleriyle. Güvenlik nedeniyle yanımızda kimlik ve sınav giriş belgemiz, ha tabi bir de üzerinden marka bandı çıkarılmış şeffaf pet şişedeki suyumuzdan başka bir şey yok. Rezilliğin bu kadarı. Anahtarını bile alamıyorsun yanına. Yarım saat kala içeri alım başladı. Ve tabii ki yığılma oldu. Yorumsuz. Bir güzel arandık güvenlik görevlileri tarafından. Sonra haydiii sınıfa. Sınıfı bulup oturduk. Kişiye özel soru kitapçığı ve cevap kağıdı! Özel kodlanmış, numaralandırılmış vs. Böylesi güvenlik önlemleri! Kırtasiye kutumuz hazır masada. Fatih marka kalem,  pelikan silgi ve çakı. Yıllardır pelikan silgi kullanırım hiç bu kadar silemeyenini de görmedim hani. Sonra sınav başladı 180 dakikalık bir işkenceden sonra, kırtasiye kutumuzu okuldaki öğrencilerin kullanması amacıyla masada terkedip çıktık.

Şimdi bu sınavı bana olduğundan daha berbat bir işkence haline getiren ÖSYM’ye mi, soruları birilerine peşkeş çekip de sonradan çalındı muamelesi yapan yüzsüzlere mi, yoksa insanlıktan zerre nasibini almamış ama cevapları bir güzel cebine indirmiş olan onurdan bi haber, emek hırsızı insanlara mı kızayım? Kendi yaptıkları pislik yüzünden sıkılaştırdıkları sözde güvenliğe mi kızayım? Bu kadar güvenliğe rağmen hala birilerinin o soruları ya da cevapları cebe indirebilmesine mi kızayım?

Ama yok, bunların hepsi benim salaklığım. Bu ülkede biraz daha okumak, biraz daha eğitim görmek için uğraşıyorum ben. Kendi emeğimle, bilgimle, imkanlarımla. Tabii ki de sömürülmeliyim. Kim dedi bana sınava gir diye? Üniversite bitir, yüksek lisans yapmaya çalış ve bunları da dürüstçe emeğinle yap diye? Kim? Ailem işte.

Eğitim şart tabii. Sınavlar da. Bu ülke su yakmıyo ya sanki.

Advertisements