9 Ekim Hangul Günü: Bu harflerin nasıl bir dünya yaratacağı da insanlara kalmış

Bugün Güney Kore’de ‘Hangul Günü’ yani alfabelerinin resmi olarak ilan edildiği gün. Ben de böyle bir günde bu kadar çok sevdiğim bir dilin geçmişi ve alfabesinin önemini anlatan bir şeyler hazırlamak istedim. Başlıkta yazdığım söz Derin Köklü Ağaç dizisinde Kral Sejong’un harfleri yayınladıktan sonra söylediği sözdü. Günümüzdeki konumlarına bakınca, Hangul Koreliler için güzel bir dünya yaratmış diyor insan. Peki bütün bunları başarmak şimdi anlatıldığı kadar kolay mıydı? Siz öyle sanın.

***

Kaynak: blog.korea.net
Çeviri ve düzenleme bana ait.

Hangul Günü

“9 Ekim’de Güney Kore  Hangul, yani Kore alfabesinin, ilan edilişini kutlar. Bir nevi dil bayramı yani. Korece ile çok da ilgisi olmayanlar için, bambaşka bir alfabeye sahip bir dili öğrenme fikri ürkütücü gelebilir ve bu gerçekten de çok zaman isteyen bir iş. Ama korkmayın! Hangul, yani Kore alfabesi, zaten Kral Sejong tarafından, özellikle, kolayca öğrenilebilsin diye hazırlanıp geliştirildi. Ve biz de şimdi bu alfabeyi bu kadar harika yapan şeyin ne olduğunu ve neden kutlanmayı hak ettiğini keşfedeceğiz.

Korece’yi diğer Asya dillerinden farklı kılan yönü, Japonca ve Çince dillerinde olduğu gibi, kelimeleri karşılayan ve ezberlemek zorunda olduğunuz binlerce farklı karakter yerine, sesleri karşılayan bir alfabeye sahip olmasıdır. Kore alfabesi aslında 28 harften oluşmak üzere hazırlanmıştı ancak günümüzde sadece 24 sesli ve sessiz harf kullanılıyor. Bu yönüyle Latin alfabesiyle de benzeşiyor aslında. Ancak bu harflerin her biri açık ve net olmak üzere hazırlandı, asıl amaç soylusundan köylüsüne kadar bütün insanların kolayca öğrenebilmesiydi. Alfabe toplamda sadece 24 sesli ve sessiz harfe sahip olsa da oluşturabileceğiniz hece sayısı 11’den 172’ye kadar artabiliyor. İlginç bir bilgi: Hangul aslında ‘Yüce Alfabe’ – Great Script – olarak anılır. Ne kadar da uygun bir isim!

Kral Sejong, ya da Sejong Daewang (Büyük Kral), Kore tarihinin en önemli isimlerinden. Yenilikçi kişiliği ve zekasıyla ünlü olan kral, Kore insanının Çin karakterlerini kullanmak yerine kendi ayrı bir alfabesine ihtiyacı olduğuna karar veren kişiydi. Kore’nin kendi yazı sistemine sahip olmasının kültürel bağımsızlıkları için çok önemli olduğunu düşünüyordu. Böylelikle ülkenin kendi kültürü ve devamlılığı garanti altına alınmış olacaktı. Çin karakterlerinin Kore dili ile kullanılması oldukça zordu. Genellikle de sadece soylu sınıftaki erkeklerin bu dili öğrenmek için zamanı ve maddi gücü vardı. Bu da Kore halkının büyük bir çoğunluğunun okuma yazması olmadığı anlamına geliyordu. Kral buna bir son vermek istedi ve halkı için Hangul’ı hazırladı. Haerye’de (alfabe hakkında bilgi veren yazı,  Hunmin Jeongeum) alfabe üzerine ne kadar iyi düşünülüp mantık yürütüldüğü anlatılıyor “Zeki bir insan daha öğle vakti gelmeden bu harfleri öğrenebilir; aptal biri içinse harfleri öğrenmek sadece 10 gün sürer.” Harfleri öğrenmeyi deneyip hangi kategoriye ait olduğunuzu öğrenebilirsiniz yani.

Herkesin kullanabileceği bir alfabenin yürürlüğe konması Çince karakterleri öğrenemeyen alt sınıftaki insanların da okuyup yazabileceği ve kendi fikirlerini ifade edebileceği anlamına geliyordu. Bu soylu kesim arasında pek de hoş karşılanmadı. Soylular Hangul’ın ‘amiyane’ olduğunu düşünüyordu ve bu alfabe için aşağılayıcı isimler türetmişlerdi. Tahmin edebilirsiniz, okuma yazma sahibi olmak sosyal statü göstergesiydi ve sıradan insanların okuma yazma bilmesi soyluların statülerine karşı bir tehdit olarak algılanıyordu. Ancak bu kavgayı Hangul kazandı ve şimdi hiç olmadığı kadar popüler.

Alfabenin Kral Sejong tarafından bir araya getirilen bilim adamları tarafından hazırlandığı düşünülüyor. Bu kişiler yetenekleri ve zekaları göz önünde bulundurularak bu görev için seçildi. Yeni bir alfabe oluşturma projesi 1443 yılının sonlarında başlatılarak 1444 yılının başlarında hayata geçirildi. 1446 yılında Hunmin Jeongeum kabaca çevirisiyle ‘Halkın Eğitimi için Doğru Sesler ‘ derlemesi yayınlandı. Yazı alfabesinin nasıl hazırlandığını anlatıyordu. Bu belge 9 Ekim’de yayınlandı, yani Hangul günü!”

***

Korece derslerine başlar başlamaz size ilk öğretilen şey Kral Sejong’un ne büyük fedakarlıklarla bu alfabeyi hazırladığı olur. Harflerden önce Kral Sejong’a duyulan minnetkarlığı öğrenirsiniz. Zaten kurs aldığınız kurumun ismi de yüksek ihtimalle Kral Sejong Enstitüsü’dür. Yani en azından benim öyleydi.   Tree With Deep Roots, Derin Köklü Ağaç, dizisini izlediğimden beri de Kore alfabesine ve Kral Sejong’a saygım çok daha arttı. Elbette dizide anlatılan birçok şey kurgu ve hayal ürünü. Zaten dizi aynı isimli bir kitaptan uyarlama. Ama verilen mesaj hocalarımız tarafından bize anlatılanlarla oldukça benzer.

Daha önce diziden en sevdiğim diyaloğu çevirip yayınlamıştım burada. Çünkü Derin Köklü Ağaç en sevdiğim Kore dizisidir. Dilci olmamla da ilgisi olabilir; bir dizide, dilin bir ırk için ne kadar önemli olduğunun anlatılması çok hoşuma gitti, bayıldım. Dil demek; kültür demek, insan demek ve bir kralın insanına bu denli önem verdiğini düşünmek de hoş ve nostaljik bir duygu. Nostaljik diyorum çünkü bu tarz duygular geçmişte kalmış bana kalırsa. Bir kralın başka birçok siyasi ve sosyal sorun arasında dil devrimini bunlar için en büyük çözüm olarak görmesi de takdire şayan. Hatta Kral Sejong’a saygımdan şuracıkta ölebilirim. Kendi tarihimize de dönüp bakınca Kore ve Türk insanının kaderindeki bir başka benzerliği daha ortaya koyuyor ki tadından yenmiyor.

Hunmin Jeongeum’da Kral Sejong yeni alfabe oluşturma sebebini şöyle anlatıyor:

“Bizim ülkemizin dilinin sesleri Orta Ülke’ninkilerden (Çin) farklı ve karakterlerinin sesleriyle uyumlu değil. Bu nedenle, okuma yazma bilmeyen insanlar arasında, kelimelere dökmek istedikleri bir şeyler olup da yapamayan, sonucunda da duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen birçok insan vardı. Bu durum bana büyük bir ızdırap veriyordu ve ben de herkesin kolayca öğrenebileceğini ve günlük yaşamlarında rahatça kullanabileceğini umduğum 28 yeni harf hazırladım.”

Kaynak: Young-Key Kim-Renaud,
The Korean Alphabet: Its History and Structure

***

Tabii bu yeni alfabe soyluların ve devlet kademelerinde çalışanların pek hoşuna gitmedi. Okuma yazma bilmeyen insanları istedikleri gibi kandırabiliyor; ellerinden paralarını, mahsüllerini alabiliyorlardı ne de olsa. Halk ise şikayetlerini, dertlerini sadece sözlü olarak dile getirebiliyordu ve bunları üst mercilere iletmek de sadece başvurdukları memurun insafına kalıyordu. Kısaca devlet kurumları, halk ve Kral arasındaki iletişim kopukluğunun en büyük sebebiydi. Kral Sejong da bu sorunu kökünden kurutacak çözümün halka okuma yazma öğretmek olduğunu düşünmüş işte.

Günümüzde Kore’de okur yazarlık oranı %90’nın üzerinde. Güney Kore gelişmiş ülkeler seviyesinde ve dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında. Kuzey Kore ise “Axis of Evil” üçgeninin bir parçası olarak anılıp mahallenin büyük ağabeyleri(!) için korkulu rüya sebebi. Her ne kadar bin bir türlü oyunla bölünmüş olsalar da bu iki ülke farklı açılardan dünyaya nam salmış, güçlü ülkeler haline geldi. Ve bütün bunların başlangıcı Kral Sejong’a dayanıyor.

 Büyük adam vesselam!

*Bahsettiğim diyaloğu okumak isteyenler için: Siz hiç hayvanlar yüzünden hayal kırıklığına uğrayan birini gördünüz mü?

https://ezgdmrll.wordpress.com/2012/03/13/siz-hic-hayvanlar-yuzunden-hayal-kirikligina-ugrayan-birini-gordunuz-mu/

Advertisements