X-FILES: Mütercümanlar

Dün lisedeki notlarımı bulmak için bütün odayı alt üst edince bir sürü ıvır zıvır çıktı karşıma. Milyonlarca ders notu buldum, yaprak yaprak hepsi. Defter tutmayı çok uzun zaman önce bırakmıştım da ben. (sdhgasdhas) Deftere yazayım, derli toplu olsun istedim hep ama hiç başaramadım, haha. Üniversitedeyken sadece 1 tane defterim oldu, o da yaprakları renkli olduğu için sevdiğimden, yanımda gezdirdiğimden (adasdaskjdask) Onun dışında ufak not defterlerim vardı genelde. Ve bunlardan en bombasını buldum ve içeriğini paylaşmaya geldim. 😀

DSCN0102

Deftere attığım ilk tarih 2009.

İlk sayfaya bu linki yazmışım. Ne alakaysa artık. Bir de üniversite hayatımıza damgasını vuran bir terim var: PILLAR STRUCTURE.

Önce her şey çok güzel başlamış. Çeviri konferansına gidip not tutmuşum, referans kitaplar, kuramcılar falan yazmışım. Sonra vize tarihlerini yazmışım. Buradan itibaren bi’ pislik bekliyo insan dimi? Ama kendi günahımı almışım, bi’ süre daha ders notu yazmışım. Yeni kelimeler falan. Şu sınıfta zorla yaptırılan 5 dakikalık konuşmalar için birkaç paragraf  hazırlamışım. Sonra da şu: (sadhgasdhkas)

DSCN01111

Sıkılmaya başladığım çok belli. Yazın’da kimlik falan derin konulara inmişim bi süre sonra. Notlara gel ‘Edebiyatla sınırlar aşılabilir’ ‘Edebiyat=bir başkası olma yeteneği’ ‘Yazıyı göçebelik olarak algılamak- kültürler ve kimlikler arasında göçebelik’ Türkçe’yi de ‘tren’e benzetmişiz. Vay anasını sayın seyirciler.

07.05.2009’da Dil Bilim dersine girip ‘Dil ve düşünce arasındaki ilişki EYİTİŞİMSEL midir?’ bunu anlamak için yırtınmışım. Sonra demişim ki ‘The limits of my language are limits of my mind. All I have is what I have a word for.’ Zihnimin sınırlarını genişletmek için gidip 43534 tane dile bulaşarak beynimi çorbaya çevirme sebebim bu olabilir mi acaba? Bilemedim.

Yine çeviri konferansına gitmişim. Hiç de benden beklenmeyecek şeyler. Önce dedim kesin yoklama alınıyodur ondan gitmişimdir ama konuşmacılar arasında S. Gürses varmış. Kendi irademle gittiğimi hatırlıyorum ona. 😀

Yavaştan tez konuları geliştirmeye başlamışım. 2009’da. (2011’de mezun olacağım ve o başlıkların tez konumla hiç de alakası olmayacak oysa ki.) Tiyatro üzerine tartışılmış, kültür politikalarına girilmiş, dil içi çeviriden bahsedilmiş. Falan filan. Sonra Rusça kursuna gitmeye başlamışım. Alfabeyi falan yazmışım, ismin hallerini yazmışım. Orada kalmış tabi her şey. (askdjhasjkdas)

2010 gelmiş, bir takım arkadaşlarımın doğum günü tarihlerini almışım. Kesin astroloji haritalarına bakmak için almışımdır, haha. Formasyon almaya başlamışız. Bu da dikkat dağınıklığımın sebebini açıklıyo. Ultra acayip bi hocanın muhteşem vecizelerini yazmışım. İsim vermek istemiyorum. 😀

“XXX okumayı çok sever.” (Hocamız kendinden 3. tekil şahıs gibi bahseder)
“Neydi, iki seçeneğimiz vardı; ya dinliyoduk ya da sınıfı terkediyoduk” (ahaahdjhaskjdskjdjksa)
“Hırsız var mı var, yok diyen arkadaşımız yoktur.” (af buyrun? hdahdkas)
“Neden kedi ve köpekleri öldürüyosun?!” (context neydi acaba)
“IT olmayın, süper egonuzu geliştirin.” (Hocayı şu anda tanıdınız dimi? :P)

Sonra aynı hoca için bir sözlük oluşturmuşum. “XXX to Turkish Dictionary: FOR 25 YEARS (Yazıyla yirmi beş, sayıyla 25!) (ondan sonra da hocalar beni niye sevmiyo askjdhsakjaskd) Sadece başlık bana ait gerisi tamaaaamen hocamızın kendi vecizeleri. 😀 Liste uzun, aradan birkaç tane seçtim ben.

“Piskoloji – Tercüment – Kim çeşit – Toorik – Ordan ora mezunu – Bayan, yani kadın”

Sonrasında sayfalarca kelime yazmışım. Latince, İngilizce, İspanyolca. Yarısını olsun hatırlıyosam iyi.  Bir ara demişim ki ‘Do as the Romans when in Rome.’ Dersi bile hatırladım bu deyim sayesinde. 😀

Ve resmi olacak cıvıklığın dibine vurduğumuz dönemlere gelip çatmışım. Arkadaşın biriyle SOS oynamışız. 65 – 9 yenmişim. O zamanlar anlamalıymışım ne mal olduğunu. (skjdhaskjdsa)

Ve Merve’yle birbirinden saçma yazışmalarımız Vol 1:

M: It’s worth a shot? (kiss)
E: You ain’t worth the trouble
M: Screw you.

***

M: God, I will die of boredom.
E: No problem, I bought the airline. (darararaa)

***

M: Niche market?
E: Bus arbitesdksa (okunmuyor :I)
M: What is that? O kadar uzağım.

***

E: There’s no place for tourists!
M: I missed somebody, poor somebody!
E: GTFO ya.
M: Baane gitmem. What about your imaginary Spanish bf?
E: Supposedly, hopefully Spanish bf.

***

E: WTF?
M: No se!
E: To which airplane? (bi halt anladıysam~)
M: O zaman i wanna be a billionaire so freaking bad
E: Shoot, i cant remember the lyrics: you better prepared when i’m a billionaire! I’ll hunt you down. I’ll buy your dormitory and IETT also.
M: Nice. 🙂 El(?) es loco. Que podemos hacer?
E: Carajo, tenemos que lograr hasta que puede callarse.
M: De acuerda. (26’dan tavşan cizmiş zekasız :D)
E: Ya no curare tu soledad, Merve.
M: Joder.

***

E: Te odio chistosa!
M: Baane!
E: Jodeeeeer.
M: You’re so kind. (aptal bi kız suratı çizmiş)
E: What the heck is that shit now?
M: I just can do this. Talentless, sorry! I wish I could draw you some Van Gogh portraits but, here I am.
E: You’re so not funny and also talented. We need some magic mushroom I guess. I couldn’t have her when there’re so many others. *evil face*
M: I know that we’re young and you may love me, but I just can’t be with you like this anymore, ALEJANDRO.

***

Sonraki sayfada yazan ilk şeyin ‘muzur neşriyat= recall product’ olması çok manidar. 😀 Sonra bir süre yine kelimeler, kelimeler, kelimeler. Hukuk çevirisine girmişiz zannımca. Ve yine:

E: I was positive about three things Merve you know?
M: Tell me?
E: First, I don’t wanna be an effing teacher.
M: Make it two.
E: I don’t wanna be a translator(only) either.
M: Welcome to the club!
E: And third, somebody could think that this is a fairytale but trust me, this is not one of them!
M: Kim lan o?
E: Who knows?
M: Alejandro bence.
E: Quizas, quizas, quizas. Last but not the least: I FUCKING BOUGHT THE AIRLINE!
M: Ay, ayy, ayyy, mi amor.

***

Bazen kendimin dahi anlayamadığım şeyler yazmışım. Aklımdan ne geçiyodu acaba. Sonra da:

08.04.2010 – Yemekhane’de:
Merve biber seçti, tarhana sevmiyor.
Berin tavuk döner derisi seçti.
Merve ve Harika sandviçten domates çıkardı.

Hahahahahahahhasadhas Adın çıkmış dokuza inmez sekize tamam mı? Herkes bi takmış ‘Ezgi yemek seçiyo, Ezgi şunu yemiyo bunu yemiyo.’ Oysa ki ben sadece et yemiyorum. Bi de kereviz sevmem. Belki sebze çorbasını da irdelemiş olabilirim bi zamanlar. Ama o kadar! Ben de inat değil mi, başladım herkesin seçtiği yiyeceklerin listesini tutmaya. ( askjdjaskjdhas) Çünkü başka işim yok. (sajdhaskjdkas)

Son sayfaya da millete imza attırmışım, yoklamaya imza atarken taklit etmek kolay olsun diye. (askjdhaskjdksa) Böylelikle bir not defterinin sonuna geldik. O tek defterimi bulabilirsem asıl x-files neymiş o zaman görürüz.

Fin. 😛

*Berin hiç ‘ben neredeyim yea’ deme, kesin ders dinliyomuşsundur sen. 😛

** Bahsi geçen bütün cıvıklıklar muhtemel suretle formasyon derslerinde vuku bulmuştur.

Advertisements