Benim Hala Umudum Var-mış Ya!

Gençler nassınız işalla? Anangiller babangillersadjasdkas of lanet. 😦

Bugün buraya bir ilki gerçekleştirmeye geldim! Bugünü tarihe – baksam iyi olur gibi önce – yakut harflerle yazalım.  13 Şubat’mış. Üstelik de çarşamba. Evet saçmalıyorum. Başka bişi yapacak olsam burada işim ne? Neyse, konuya dönelim. Efenim benim Türkçe bir şey dinlememem bazı camiaların içine dert olmuş. Yine şirincecik dünyalarında hangi önyargılarla yorumluyorlar bu durumu bilemiyorum ama yine bir eteğimdeki taşları dökme seansıma şahit olacaksınız.

SLP4

Efendim ben çok uzunca bir süredir Türkçe müzik dinlemiyorum, daha doğrusu dinlemiyordum. Doğrudur. Ah, çoookkkkuuulum; yabancı dil biliyom ben; aman pırt Türkçe neymiş DEĞİL OLAY. Bu kadar sığ olabileceğimi düşünüyorsanız ve en başta siz bu kadar sığ düşünebiliyorsanız bir zahmet arka kapıdan koyverin kendinizi. Peki neden? Ben de tam olarak bilmiyorum.

Öncelikle müzik benim en önemli dil öğrenme aracım. Merak? Evet belki. Anlamam daha güç olan şeyleri anlamak. Sözleri merak etmek. Merak, dünyamı döndüren DUYGU. Duyguları sevmem. Vıcık vıcık olanları. Neyse işte, keşif gibi bişi bu benim için. Yabancı olanın bana çekici gelme sebebi bu. Kendi dilimde olan şeyde mesaj fazla açık. Her halt illa ki kafamı karıştırmalı, evet.

Başka? Eskiden böyle değildim. Özellikle lisedeyken. Yabancı müzik dinlediğim kadar Türkçe müzik de dinlerdim. Ama zamanla bırakmışım ben bu işleri. İnanın kendim de şaşırıyorum. Son bir iki senede de hepten azaldı. Ama bu sefer farklı sebeplerim var, biliyorum. Kelimeler. Duymaya katlanamadığım kelimeler var. Açık açık önüme konulan vıcık vıcık dediğim duygular var. Şarkıyı dinlerken düşünmek istemediğim, hissetmek istemediğim şeylerin yüzüme çarpılma durumu var. Farklı bir dilde dinlediğimde farklı mı durum? Hayır, değil. Ama yine de arada bir bariyer var sanki. Böyle söylenenler bir süzgeçten geçiyormuş gibi. Bilmiyorum, garip.  Farklı dillerde şarkılar dinlerken sanki müzik daha ön plandaymış da kendi dilimde dinlediğim zaman sözler ön plana çıkıyormuş gibi. Başka bir dil bazen sadece seslerden ibaretmiş gibi anlasam bile.

Kaçıyorum. Dürüst olmak gerekirse. Yani başka bir açıklama bulamıyorum kendim. Ama geçen biri bir yerde paylaşmışıdı; kaçarak savaşılmıyormuş. (pusadkjashdjashk) Yok lan, ne alakası var. Kendimden kaçtığım şu saçma zamanda, kendimle savaşmak yerine uzlaşmayı tercih ederim yani.

Yine dağıldım, hof neyse. İşte ben de dedim şu duygu bastırma olayına bir el atmak lazım ezgigız. Tamam, vıcık vıcık duyguları sevmiyoruz ama bir yere kadar hissettiğimiz de başka bir gerçek. Biz yok saymaya çalıştıkça nereden fırlayacaklarını şaşırıyor bu bludger evlatları. Kendimize zarar vermeden bi’ koyverelim dedim. (sakjdaskjdsakl) Kendimle uzlaştık. Şimdi her gün belli bir süre hayatı sorguluyoruz; acaba hata mı ettim diyoruz; pişmansam acaba neden dolayı pişman olmuş olabilirim diye soruyoruz; yer yer özgüven yetmezliği daha sonradan kendi kendine verilen gaz; yes you can; daha sonra belli bir süre aşk acısı çekiyoruz; arada bir isyana geliyoruz; arada bir ergenlikten kalma patlamalar; derken istiklal marşı ve kapanış. (sakdkjhaskjdas)

HoD2

Geçenlerde Türkçe bir şarkıya takıldım. Bu furya böyle başladı aslında. Tamam bişilerden kaçıyoruz, reddediyoruz ama az birazcık da kabullenmek lazım dedimdi ben. Sonra nasıl oldu çok da emin değilim ama bu şarkıya rastladım. Sözler beni şakağımdan vurdu. (ahsahhdsasdsa) Daha önce dinlediysem bile haberim yok. Şarkımız Erdem Yener’den Belki. Anlamsızca anlamlı olan şeylerden bu. Allam, empati kurmayayım n’olur deyip yine beceremediğim, kendimi alamadığım durumlardan.

Belki bir parça ömür bulunur bir yerde,
Belki içine biraz hayat konulur.
Belki ölmeden insan olunur yine, 
Belki biraz da hava solunur.
Belki bir gün
Ağaçlar kök salınca, hepsi göğsüme batınca
Tek odalı kağıttan şatomda 
Uyanırım belki.

Yalnızken kırık yatağımda, alışırım zamanla.
Bu kadarı var bana hayatta, 
Yetinirim belki. 
Belki bir parça akıl bulunur bir yerde,
Belki içine biraz zeka konulur.
Belki bir gün
Agaçlar sararınca, rüzgar göğsüme dokununca
Camdan dışarı bakınca 
Anlarım belki. 
Yatagımı onarınca, dayanamam yalnızlığa
Daha fazlası var hayatta, 
İsterim belki. 

Allam bak yine empati kuruyom, nalesakjdkasljdsa:( ‘Bu kadar iyi anlatılamazdı’ dedim. Belki anlatmak istediği şeyin benim anladığım şeyle alakası bile yok. Ama ben yazdım işte kendimce. Yapacak bişi yok. Karşındaki anladığı kadar ya hani?

Sonra kendimi youtube’un kollarına bıraktım. (sakjdhasjkdhask) Sağ yandan kaptırdım gittim. Şarkıların isimlerine bakarak atladım videodan videoya. İçinde aşk meşk geçen şeylere pek bulaşmadım; şahsen aşk acısı çekeceksem bile öyle şeylere katlanamıyom. Zaten benim her türlü acımın altında içimdeki şu gerizekalı boşluğu hiçbir haltla dolduramayışım; bir takım durumlarla baş edemeyişim yatıyor. Bunun da hiçbir ademoğluyla alakası yok.

Neyse efendim gele gele Koray Candemir’in Sade‘sine geldim. Böyle liseye hatta ortaokula doğru falan gittim. O zaman bana ne anlam ifade ediyordu bilmiyorum. Ama şu sıralar renkler de düşler de sade. Olayımın gelip dayandığı nokta ne biliyor musunuz?

İnancım kaldıysa 
Hani nerde?

Sonra geldim Redd’e. Allam ben bu şarkıyı eskiden de dinlerdim ama hiç bu kadar BEN olmamıştı. Falan Filan işte!

Yormadan yorulmadan, kimseye dokunmadan
Duymadan konuşmadan kendi dünyamda yaşarım ben
Dilim acıtır konuşursam, şehrim uymaz boşluğuna
Elim gitmez sevmezsem, kelepçe takmam boşu boşuna
Manzaraya daldım ses çıkarma
Gerçek can sıkar beni uyandırma

Ben böyle güzelim falan filan
Ben burda güzelim falan filan

Kırmadan kırılmadan kimseye aldırmadan
Duymadan konuşmadan kendi dünyamda yaşarım ben
Dilim acıtır konuşursam fikrim uymaz yanlışına
Üzer seni söylersem hiç takılma boşu boşuna
Manzaraya daldım ses çıkarma
Gerçek can sıkar beni uyandırma

Ben böyle güzelim falan filan
Ben burda güzelim falan filan

Yemin ederim bıkkınlığım, kendimi ifade edemeyişim ve bunun da bir anlam ifade etmeyişi ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Aman işte. Sonra ilk defa dinlediğim bir grup çıktı karşıma. Gece diye bir grup Yarım Aklım diye bir şarkı yapmışlar. Yukarıdakilerle ilişkilendiremedim fakat. Sevdiğim sözleri olmadı değil.

Kırmaya yüzsüzleştiğin kalbim
Bir tüy kadar hafif şimdi
Aklımı senden kaçırınca

I have no further comment to make. Sonra  yine Redd’e geldim. Tamam Böyle Kalsın.

Nereden bakarsan bak hiçbir şey değişmez
Kötü bir roman gibi hikaye bir türlü gelişmez
Nasıl biliyorsan bil şartlamış bizi hayat
Bazen taze hissedersin bazen bayat
Sorgularken kendini uykudan hemen önce
Gücünü almıştır dünya parayı keşfedince

Ve yaşarsın, yaşadığını sanırsın
Tamam böyle kalsın…

Neye inanırsan inan hepsi bilmece
Çözmeyi unuturlar sıra sana gelince
Biri yapmış bir resim ona benzeyeceksin
Çizgilerden taşarsan pek sevilmezsin
Kahveyi bile saat yönünde karıştırırken
Kravatını düzeltirsin emrini yudumlarken

Ve yaşarsın, yaşadığını sanırsın
Tamam böyle kalsın.

Ya- yemin ederim- nasıl sözler bunlar, bi dk ya? Sonra yine Redd’den devam etmişim. Şarkının isme bak aman yarebbi: Her Neyse.

Boş düşünce balonu başımın üstünde
Bir şey yazmaz oldu senden sonra içinde

Epeydir Pinhani dinlememiştim. Bu şarkı ne zaman çıkmış hiçbir fikrim yok ama her bi gün güzel aslında. Yitirmeden.

Uyur… Uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür… Ömür sanki bi kara kutuymuş
Günü gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış

Ben bişiyi sevmiyorsam mutlaka altında bir sebep vardır. Anlamsızca nefret ediyorum diyebilirim. Mutlaka yalan söylüyorumdur. Muhtemelen kendime bile. Anlamsızca sevebilirim ama nefret etmem, böyle de bir olay. Hani ne olmak istediğimi bilemeyip ne olmak istemediğimi çok iyi bilmem gibi bişi. Sonra Multitap diye bir grupla karşılaştım. Ben Anlarım diye bir şarkısıyla tanıştım. Böyle insanı gıcık eden türden, sanki böyle ukala bir şarkı. O sebepledir ki bayıldım. (askjdaskdjas) Hani duymak istemediğin şeylerin suratına çarpılması ve aslında senin de doğru olduğunu bilmen ya da fark etmemiş olman gibi bişiler.

Bu işte bir iş var sen doğal değilsin 
Biri girmiş aklına değişmişsin
Sanki biraz evvel ağlamış gibisin
Sen konuşmasan da 

Ben anlarım çünkü 
En iyi ben tanırım seni
Ben anlarım sakladığın seninledir
Duvarların sağlam yıkılmaz sanıyorsun 
Sen öyle zannet ben anlarım

Anlarım ki sonbaharsın
Şimdi boş sokakların

Titriyor duvarların
Dokunma dersen ben anlarım

Şimdi gözlerin kırmızı bir fonda
Kalbin uzak yerde elin telefonda
Yutkunuyorsun acın boğazında
Sen konuşmasan da

Ben anlarım çünkü
En iyi ben tanırım seni
Ben anlarım sakladığın seninledir
Duvarların sağlam yıkılmaz sanıyorsun
Sen öyle zannet ben anlarım

Yine Multitap’ten devam ettim. Sadece Yorgunum diye bişiler.

Baktığım heryerde görmesem olur mu
Hiç düşünmeden durulmuyor
Karşı koyduğum her şey sonum olurdu 
Teslim oldum artık olmuyor 
Kafamdan hikayeler uydurmak

Olanları unutmak ya da
İki damla gözyaşı dökmek içime sinmiyor 

Duygusuz muyum değilim sadece yorgunum 
Mutsuz değilim sadece durgunum bari sen anla
Korkusuz muyum evet kaçamam
Yok yüzleştiğim şeyin adedi çok 
Bırak beni böyle kendi tadımda

Böyle konuşmana gerek kalmayan durumlar olur ya işte. Konuştuğun kişi sen söylemeden anlar olayı falan. İdeal iletişim biçimim. En sevdiğim arkadaşlarımın tanımı bu. Gece’den Ben Öldüm diye başka bir şarkı daha dinledim. Çok bağlamadı beni şahsen. Ama bir iki cümlesini çok sevdim.

Akılsızım çok, benim yerle gökle ne işim var

***

Neden insan hep kendine 
köle değişmez mi söyle ve o an bende bile yok

Neden insan ayıpladığını
yaşamadan ölmüyor ve o an bende bile yok

TNK’den Yine Yazı Bekleriz diye bir şarkıyla karşılaştım. Güzeldi de. Ama sevmedim. Çünkü ismini sevmedim, çünkü yazı sevmem ben. :O Sonra ne buldum? BATTANİYEM DEĞERLİ! Multitap! Benimkisi mor ama olsun! Yahu battaniyesine şarkı yazmış insan evladı. Böyle bir güzellik olabilir mi?

Dur, bugün benim günüm 
Kapandı üzgünüm 
Sıkıldım artık insanlardan
Hiç durmadan ararlar
Hiç sormadan gelirler
Hiç yalnız olmasınlar, mutsuzlar
Kendi kendilerine kalmak ne zor gelir ki 
Rehberinde yer bulur isminin baş harfi
Çaldı bak zırıl zırıl telefonun zili 
Açmadım bozmadın keyfimi 
Patlamış mısır kahve fincanım ve korku filmi
Gelmesin sakın üçlü koltuğun sürpriz ismi 
Yordu onların sahte dertleri geçti şimdi 
Battaniyem, kareli battaniyem 
Değerli her saniyem, değerli her saniyem

Sonra araya Direc-t girdi. Allam direk lise hayatım direk. Ne severidik yarebbiiiiiiiii yarebbbiiiiiiiiiiiiiiiii. Hasret.

Kim bilir belki bir gün kurtulurum sonunda 
o eski günlerden,
o simsiyah nefessiz günlerden. 

hep ağlardim ben 
o uyurken 
hep saklandim ben
kendi dünyama

affet
nefret ettim senden

Sonra da ne buldum. (askkdjasdjaskl) Pijama diye bir grup varmış, adamlar Boşvermişim Dünyaya şarkısını – meğersem – coverlamış. (asdjashkjdhas)

Temmuz, Ağustos, Eylül
Her mevsimde durma gül 
Hayat inan çok kısa
Belki çıkmayız yaza
Hayat zaten çok kısa
Belki çıkmayız yaza 

Boşvermişim
Boşvermişim
Boşvermişim dünyaya
Ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya
Ağlamak istemiyorsan sen de boşver dünyaya

İş, güç, kariyer, para
Hepsi boş, hepsi rüya 
Hayat bir gün bitecek 
Dersin görmüşüm rüya
Hayat bir gün bitecek
Dersin görmüşüm rüya

Ama çohoş değil mi? (akjsdasdhasdas) Sonra Malt gördüm bir yerlerde. Olmaz.

Öp desen öpemem olmaz
Sarıl desen sarılamam olmaz
Sev desen severim olmaz 
Olmaz, olmaz
Bu şapkadan tavşan çıkmaz.

Güzel olduğu kadar gerçekçi bir şarkı da. Olmaz arkadaşım. Muhtemel suretle olmaz. Sonra da üstadları buldum bir yerlerden. Önce Multitap’in coverına rastladım aslında. Ama dedim bu şarkı başkasından dinlenmez! Yalnızlık Ömür Boyu!

Ömür boyu bağlansakta,
Sevinsekte, üzülsekte
Yalnızlık ömür boyu

 

Konserlerini çok ama çok sevdiğim 2 grup var. Bunlardan biri MFÖ. Sanki böyle bütün arkadaşlar toplanmışsınız, hep birlikte şarkı söylüyormuşsunuz gibi bir ortam. Zaten Mazhar Fuat Özkan üçlüsü sahnedeyken sanırsın evlerinin arka bahçesindeler. Mangal yapıyosunuz falan. (asjdhsakjdhsa) Çok sıcak ortam çok. Eh MFÖ’ye başlayıp böyle de bir yazı yazıp malum şarkıyı es geçmek olmaz tabii ki. Benim Hala Umudum Var. Olmak zorunda gibi. Olmasa da olduracağız artık. (bu noktada, üzgünüm Özkan abicim :P)

Benim hala umudum var
İsyan etsem de istediğim kadar 
İnat etsem bile bırakmazlar sahibim var

Benim hala umudum var
Seviyorlar bazen soruyorlar 
Hayran hayran seyret ister katıl ister vazgeç

Güzel günler bizi bekler
Eyvallah dersin olur biter 

Boyun bükük önünde ağlasam sessizce
Şu garip gönlüm affolur mu?
Bu fırtına durulur mu benden adam olur mu?
Korkarım aşka zararım dokunur mu?

Elveda sana yeter tamam 
Bitsin artık bu dram,
bu fotoroman

Ham meyvayız hala koparmışlar dalımızdan

Güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter
Güzel günler bizi bekler eyvallah dersin geçer gider

Bıraksan kendime 
Şöyle, oh ne rahat 
Bu da geçer gülüm, yaşamana bak
Alınacak dersler var, sorulacak sorular 
Bu da geçer gülüm bizden bu kadar

Benim hala umudum var
İsyan etsem de istediğim kadar
İnat etsem bile bırakmazlar, sahibim var

Böyle işte gençler. Her hayalkırıklığında fark ediyorum ki benim hala umudum var. Ama başka türlü de yaşanmıyor işte. Kapanışı da diğer bir favorimle yapıyoruz. Athena. Yaşamak Var Ya! Konserlerinde daha fazla eğlendiğim bir grup daha yok.

Ayıpsa ayıp olsun,
Fark etmez boşver, doğrusun
Sonradan sarılsan da
Yok artık, yeniden seversin 

Ah yaşamak var ya

Gider ayak hiç sosyal mesaj veremeycem kusura kalmayın. Giriş, gelişme ve sonuç var mı çok emin değilim ama melankolinin dibinden aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaah yaşamak var ya’ya getirmişim olayı. E dedik size, hala umudumuz var. :O

Son olarak da malum camiaların kızgın kumlardan kutup sularına dalarcasına soğumuş olduğunu umut ediyor ve yazımı burada noktalıyorum.

Esen kalın gençler. 😀

Advertisements