Film, Bir Sürü Film

İzledim, izliyorum da hiç tanıtım yazısı yazamam, gidin imdb’den bilmem nerelerden bakın genşler. (sakdjask) Ben sevdiğim kareleri bırakıp kalkıcam, keyfinize bakın siz. :3

En önce replikten başlayayım. Abraham Lincoln Vampire Hunter filmini izlediydim. Film şöyle böyle ama şu replik çoh doğru dedirtti.

Şu an kafamın içinde filler tepişiyo, sanırsın kafamdaki saç dibi değil de çivi. Ateşim falan da çıkmış ve tek sorumlusu şu film: Little Miss Sunshine. Allam bu kadar sakin ama gürültülü bir film olabilir mi? Hele o kornanın kayışını kopardığı sahneden sonrası. Öldüm oğlum öldüm. Ama sonunda kırdı geçirdi o ayrı nokta. Neyse işte, film güzeldi. Yer yer sinir bozucu, bazen çok masum, bazen de çok ergen. Ama genel olarak masumdu sanırsam.

Bu sahne çogzeldi. :3 Yani sahnede olanlar değil de kare. (sjahdkjsa) Liseli ergenimiz hayalini kurduğu şeyi gerçekleştiremeyeceğini öğrenince krizlere geldi. Haklıydı da. Sahneyi bu kadar sevmeme sebep olan şey buydu zaten. Son derece masum bir tepki. 🙂

Film boyunca konuşmadı çocuk sesini korumak için. sakudhsadhask Sonra bambaşka bir sebepten ötürü şansının dahi olmadığını öğrendi yazık. Neyse 1 saat sonra aştı tabi. Ergen işte, bünye short term memory’len çalışıyo napçan.

Bu kare de çohoştu. :3

Karşim haklı, dağılabilirsiniz.

***

Ya ben Mario Maurer yüzünden, sanıyorum ki, dünyanın en salak filmini izledim. (ajdhasjdaskd) A Little Thing Called Love. Yani duygularınızı bir köşeye attıysanız ya da zaten hiç yoktuysa öyle gelecektir. (skjadhaskjdsa) Okulün en popiler çıcığına aşık olan çirkin ördek yavrusundan kuğuya dönen kızın hikayesi. Ama karakterler şirindi o yüzden katlanabildik. Tabi bi de Mario faktörü var. :3 Zaten olmasa Tayca’ya nasıl katlanalım dimi? Katlandıran Mario katlandırıyo. (sdkjhjkfhskjfkds)

Şu sahneyi çok sevdim. Böyle mekan, renkler ve ortam falan çohoştu. :3 Mario’cuğum bu sahnede sözde duygusal olması gereken bi hikaye anlattı. O hikaye yüzünden ahtapot yemiyomuş. Bak ben hikaye olmadan da yemiyorum cınım binim, ne kadar çok ortak noktamız var. :3 (sjadhjdhsajdsahkjdsadskaj)

Bu sahnenin üstüne yüzyılın repliği iyi gider.

Neyse efenim. Son dönemlerin en popiler ve bir o kadar da derin filmlerinden bir ötekisi: Life of Pi. Filmin en önemli yerinde uyuya kalmışım, tekrar izlesem de oturmuyo kafamda. (skjdhasjdsadska) Ama anladığım şey şu; bazı şeyler inandığın sürece vardır; ya da aslında yoktur ama inandığın için vardır; ya da yoktur ama var sanırsın; ya da var olması senin inanmana bağlıdır; ya da varsa bile sen inanmadığın sürece yoktur; ya da senin bi halttan haberin yoktur. KISACASI PEK BİŞİ ANLAMADIM. (sadkjashdjhasjdasjksa) Yani ifade etmek zor. Şimdilik.

Diyeceklerim bu kadar, yorumum yok. Yani tabii ki var da bana kalsın. Saçmalıyom sonra (asjdasjdksdsadsa)

***

Sinirlenince Hulk’a bağlıyorum. Bi 0 noktam var sonra LEVEL: HULK. Çünkü sırrım bu ajan romanov, ben hep sinirliyim. En ufak bişide PPPPPPPPPPPPUFDDGFGRGRDFHFÖÖÖÖRT! Patlama.

Duygularımın tercümanısın Edwardım Nortonım. O değil de, allah o Liv Tyler’ı filme alanın belasını~~~~ Ya gitsin elf melf olsun bişi olsun o. Gayet de severim kendisini ama aksiyonun içine etmiş ruhsuz ya. İçimi darladı kaç saat, hoff. Düşündükçe geliyolar bana soldan soldan.

***

Pitch Perfect biraz kasmış gibi geldi bana. Doğru dürüst sevebildiğim bi karakter olmadı. (12.11.2013 – gelecekten bildiriyorum: filmdeki karakterlerin yarısına aşık oldu, filmi de 454353453443 kez izledi) Ama dehşet replikler vardı. Horizontal running, hatırlar mısınız bilmem? (askjdhaskhdasj) Ve bi de bu. :3

asdhasjhdashdasdkjhaskjdhaskjhdkjashdkjasdkaskdasdhaskjdhaskjdhkasjdkkas çoh eyleniyom bunu okuyunca. jsahdjhaskjdaskhdkjasdashkjaskasdas

***

Herkesin Ezgi bana şunu indirsene, Ezgi bana bunu indirsene diye gelmesi işe yarıyo. Sayelerinde araştırmadan bi sürü film bulmuş oluyorum. Misal, kuzenim Hint filmlerine sarmış. Ben de hiç izlemezdim. Herkes 3 Idiots izle bilmem ne diye beynime beynime dürtüyodu ama ben başlangıcı kuzenimin filmlerinden biriyle yaptım. İyi ki de öyle yapmışım. :3

Taare Zameen Par. Her Çocuk Özeldir. :’3 Oğlum çok çok çok çok … çok çok çok sevdim, öyle böyle değil. :’)

Açıklamıyorum, çok merak ettiyseniz kendiniz anlayın. :’D

Şu ana kadar 6 tane falan film izledim galiba ve hepsinin başrolünde Aamir Khan vardı. Hintlerin bir numaralı jönüymüş meğer. Sırf başka birilerinin oynadığı filmler indireyim dedim. Ghajini’de başrol oynayan kadını çok sevmiştim, Asin. :3 Böyle al içine sok kadını, öyle şeker bişi.  Ondan gideyim dedim, sonra da Hindistan’ın en çok izlenen filmlerine baktım. Yarısı Aamir’in filmleri zaten. -.- Şu anda 15 tane film var elimde ve yine en az 5 tanesi Aamir karşimin. Neyse, hem filmleri güzel hem de adam müthiş bi oyuncu. Buna da katlanırız. 😛

***

Kapanışı da Anna Karenina’nın son sahnesiyle yapalım madem. Filmi sanki tiyatro sahnesinde oynanıyomuş gibi çekmişler. Çünkü o dönemde Rusya  aristokrat kesiminin hayatı o kadar dışarıya açık, o kadar yapaymış ki nereden baksan bi tiyatro sahnesi gibi diyo yönetmen. Amaç o hayatın bi tiyatro sahnesi gibi sahte olduğunu vurgulamakmış. Sahte bi dünya içinde sahteleği vurgulamak, wohoo ay layk it men! Filmin müziklerini de çok sivdim ben. :3

Ve yine filmin sonunda gerçekten, kendimle ilgili, uyanmamı sağlayan bi replik vardı. Tolstoy’un alt kimliğinin yansıması olduğu düşünülen karakterin söylediği replik.

– I believe in reason
– Was it reason that made you choose your wife?

Bi durup düşündüm. Mantıklı bi insan mıydım ben? Yooo, alakası yok. Öyle sanırdım ama aslında alakam yok. Hiçbir seçimimi yaparken zerre mantık kullanmamışım. Neyi manyak gibi seviyosam, neye psikopatça taktıysam düşmüşüm onun peşine. Hani mantık hani? Başka konularda mantıklı düşünebiliyorum sanırım. Ama seçim yapmak konusunda, cıks. Ha, bunu fark etmiş olmam bişiyi değiştirecek mi? Hayır.

Çünkü bir Gamzekız atasözü der ki: itin boka tövbesi olmaz. (jksdhkjashdjask)

***

E, ben kalkayım artık. Sağlıcakla genşler. :3

Advertisements