Soshi Cumhuriyetinde Bir Diktatör

Bu hikayede ismi geçen karakterlerin gerçek kişi, kurum ve kuruluşlarla ilişkisi yoktur. Yoktur diyom!

Yıl 2008 Soshi Cumhuriyeti Black Ocean darbesiyle sarsılıyor. Moraller bozuk. Halk çaresiz. Yönetim hiç renk vermiyor.

Black Ocean için Cassie, Elf ve TripleS’ler suçlanıyor ancak o dönemde gücü ellerinde bulundurdukları için kimse geçip onları yargılayamıyor.

Aradan yıllar geçiyor. Soshi zirvede. Gelsin albümler, gitsin ödüller. Ülke ihya oluyor. Sınırları genişliyor.

Sonra ortaya ben çıkıyorum. Soshi’nin haklı gururunu halkımızla paylaşıyorum. Ama niyetim çok farklı.

Önce kendime yandaş topluyorum. Bir yanıma TaengSic shipperları diğer yanıma Taeny shipperları alıyorum. Diğer üyeleri alttan alttan eziyorum ama ezilenler dışında kimsenin dünyadan haberi yok.

İki tarafa da hayali momentlar verip gözlerini boyuyorum. Maksadım youtube görüntülenme sayılarını alıp yandaşlarım olan diğer gruplara geçirmek. Daesanglar karşılığında kirli işlere girişmek. Nereden geldiği belli olmayan paraları sahte konserlerle aklamak.

Her iki taraftan rüşvet de alıyorum çünkü shipperlar fanclub’taki koltuk sayılarını diğer azınlık shipperlarla paylaşmak istemiyor. Düzen içinde kendi düzenimizi kuruyor, fanclub’ın her mevkiine kendi adamlarımı yerleştiriyorum.

Black Ocean sömürüm hiç bitmiyor. Burnum kanasa Black Ocean’ı yapanlardan biliyorum. Aradan yıllar geçmiş, ne o zamanki cassiler kalmış ne elfler. Zaten global bir paralel evrende yaşıyoruz, XXX districtteki TripleS’in yaptığından YYY districtteki TripleS niye sorumlu olsun?

Ama ben sorumlu tutuyorum çünkü işime geliyor. SONElar bu 3 karşıt komşudan nefret ediyor, karşıtlar SONElardan. Soshi Cumhuriyeti gelişiyor, gelişiyor, hızını alamıyor. Bütün telif haklarını satmışım, preorder ettiğim her şey havada kalmış, dış borç ayyuka çıkmış. Aslında ülke benim kontrolümden çıkıyor ama yok, i run this shit.

Halkı memnun etmek için arada bir önlerine bir iki video, bir iki uyduruk şarkı atıyorum. Kırk yılda bir fotoğraf bilmem ne yayınlıyorum. Evlerine Soshi kafalı cupcakeler gönderiyorum.

Biliyorum ki benim arkamda duracaklar.

Tabii cupcakeler su yakmıyor. Kazandıklarımı harcıyorum da harcıyorum. Yandaşlarıma susmaları için Dream Concert’lerden kombine VIP biletler veriyorum. Hepsine imzalı albümler, photocardlar. Halk için de bir iki billboard astırıyorum. Sansınlar ki onlara çalışıyorum. Billboardları gören halk var anasını kız çalışıyor, Soshi’mizin başından etmesin onu kpop tanrıları diyor. Ama bilmiyor ki onlara hep en dandirik koltuklar kalacak, hiçbir zaman VIP bilet alamayacaklar. Onlar fansignlarda 322234324 saat kuyruk beklerken ben yandaşlarımın adresine postalayacağım imzalı albümleri falan. Ha hepsi de bedava. Onlardan kazandığım paralarla. Salak lan bunlar.

Benim Lee Soo Man’dan neyim eksik? İnsan önce kendini sevmeli tabii. Kendimi de ihya ediyorum. Soshi manzaralı villa falan yaptırıyorum kendime. Bahçe tarafından Super Junior görüyor. TVXQ iki sokak ötede. Ama SONEların bu bölgeye girmesini yasaklatıyorum. Iyk, avam bozuntuları.

Neyse, gel zaman git zaman, bazıları bunun farkında varıyor. Başlıyorlar isyana. Biri Taeny var neden YulSic yok diyor. Öteki HyoHyun gözardı edilemez diyor. En son diyorum ki bunların hepsi Soshi Cumhuriyetinin ilerlemesini kabullenemeyen TaengSic shipperların uydurması. Taeny shipperların sırtını sıvazlayıp olayı körüklüyorum. Ötekileri yok sayıyorum. YulSic ve TaengSic işbirliği bu ülkenin temellerine atılmış bir darbedir diyorum. En son dış güçlerin yardımına ihtiyaç duyuyor ve herkesin kesinkes karşı olduğu KhunFany, TaecSica shipperların içinde bulunduğu camialarla iş birliğine gidiyorum.

Bu arada dışarıdan olayları büyük bir keyifle izleye YG Papa, içeriyi tamamen karıştırmam karşılığında bana müthiş tekliflerle bulunuyor. Olduğum yeri kaptırmaktansa YG’ye sarılırım diyor ve onunla işbirliğine giriyorum. YG benim cebimi doldururken SONEları mağdur edip Soshi’nin imajını kirletmeye devam ediyor. SONElardan topladığım paralarla yeni photobooklar yaptıracağım deyip yandaşlarıma başka kız gruplarının konser biletlerini alıyorum.

Son kalan Soshi billboarduna da YG Family posteri astırmaya kalkınca ortalık birbirine giriyor. SONElar ayaklanıyor, diğer billboardları paralayıp yerine Jigeumeun Sonyuhshidae, Korkma la bizik SONE, Kahrolsun bağzı ceolar, Lee Soo Man’ın askerleriyiz falan yazıyor. Bense TVlere çıkıp bu bahsettikleriniz SONE değil, artık cassi midir elf midir bilmem diyorum. Bunların hepsi marjinal soğanlar, SONE değil diyorum.

Yıllar içerisinde gelişen SONE, Cassi ve Elf diyaloğunu zedelemeye çalışıyorum. Çıkıp ben üye eşitliğine inanmıyorum zaten, Hyoyeon bir Yoona screentime’ına sahip olamaz diyorum. Öte tarafa gidip, Sooyoung yeterince screentime alamıyorsa bunun sebebi Seohyun’dur diyorum. Biz bunların hepsini biliyoruz diyorum. Kpop’ı sizden öğrenecek değiliz!

Yuri’nin şarkılardaki sözleri gitgide azaldı çünkü paralel YoonSic shipperları içerideki adamları sayesinde dengelerle oynadılar diyorum. Prodüktör ve bestekarlar hükümsüzdür, bize işimizi öğretmesinler diyorum.

Yalan üstüne yalan, palavra üstüne palavra. Koltuğumu bırakmaya niyetim yok çünkü.

SONEların benden memnun olmadığının farkındayım bu yüzden de destek toplamak için f(x) Cumhuriyet’indeki olayları körükleyip masum f(x) fanlarına sahip çıkmak vaadiyle Soshi Cumhuriyetine getiriyorum.

Seçimler yakın, fanclub sarsılıyor. Karşıtlarım tek tek ipliğimi pazara çıkarıyor ama hepsini kulak ardı ediyorum. Ne dijital sajaegim eksik, ne album sajaegim. Album hoarding üstüne album hoarding. Melon’a rüşvet, MAMA’ya ayar veriyorum. Allkpop zaten kuklam olmuş. Bir alo Johnny demem yetiyor istemediğim haberleri kaldırtmak için. Bu arada Kim Young Min’e falan da her şey yolunda mesajı vermem lazım tabii. Belgelerde sahtecilik mi dersiniz, usulsüzlük mü dersiniz hepsi bende. İşini yapmaya kalkanları kovuyorum. İpliğimi pazara çıkarmaya çalışanları hapse tıkıyorum.

Başkan da benim başkan yardımcısı da. Hatta Seoul SONEluk kolları başkanı falan hepsi benim.

Soshi’nin kazandığı daesangları sergiliyorum seçim öncesinde. Bak diyorum hepsi benim dönemimde oldu. Albüm satışları iki katına çıktı, ödül sayımız 3’e katlandı falan.

Ama aslında hepsi palavra. Albüm satışı diye preorder sayılarını veriyorum. Ödül sayısı üçe katlandı diyorum çünkü bütün kanalları ele geçirip uyduruk müzik programları yayınlatmış ve oradan keyfime göre ödüller dağıttırmışım. Param var huzurum var. Music Bank, Music Core gibi programları itibarsızlaştırıyorum. Kazanamadığımız zaman onları Oricon lobisiyle çalışmakla suçluyorum.

Artık herkes Soshi’den nefret ediyor. Soshi’nin ne itibarı kalıyor ne de yaptırımı. Bütün kardeş fandomlarla arayı bozdum. Üyeler arasında anlaşmazlığa yol açtım. Shipperlar birbirlerini yiyor. Kazanamayacağımı bildiğim için daha da ileriye gidip grubu ikiye bölmek istiyorum. Ama halk da üyeler de buna direniyor.

Yine de burası benim Cumhuriyet’im. Ben ne dersem o olur.

Bu arada hala o tek billboard’u kaldırtmak için uğraşıyorum haberiniz olsun.

Şimdi söyleyin, bu Cumhuriyet’te her şey yolunda mı?

Yolunda diyorsanız oyları alayım. EXO DVD çıkarıyormuş para lazım. 😉

***SONE uyuma.

Advertisements