“Have you any dreams you’d like to sell?”

Blogu nasıl terk ettiğim konusuna dikkat çekmeyeceğim artık, sıktı.

Yine hayattan zerre zevk alamadığım günlerdeyiz. Müzik, sinema, kitaplar, yemek, fuse tea, dondurma~ hiçbir şey keyif vermiyor. Fasulye de olmasa beni hayata bağlayacak hiçbir şey kalmayacak.

İnsan, kendi kendine 7 senedir sorduğu sorunun cevabını nasıl hala bulamaz?

***

Müzik keyif vermiyor ama sıradaki arkadaşların uyuşturucu etkisi var.

***

Sanırım bugün böcekler tarafından ısırılarak uyanmadım. (yaşasın) Değişiklik oldu. Ama her gece 4’te kan ter içinde uyanıp pencereyi açmadan uyuyamama sorunuma bir çözüm bulabilmiş değilim. Yaz ölsün istiyorum.

Rüyamda Mervik’le Barselona’ya gidiyoduk bee. (;____;) Beni gerçekten tanıyosanız “Hangi Merve?” diye sorardınız. Çünkü tam olarak 3 tane Merve’yle yapabilirdim bu eylemi. Ben de önce ‘Bizim Merve işte ya’ derdim. Sonra boş gözlerle bakardınız bana ve ‘sarı olan’ diye ekleme yapma gereği duyardım.

***

‘Have you any dreams you’d like to sell?’

Yok, şu sıralar yok.

***

Yaşam belirtisi gösterebilmemin tek sebebinin SNSD olmasını garipsemiyorum artık.

***

Bir de çocuğum var tabii. Onu benim dışımda göremediğimden dış etken sayamıyorum ama.

***

Koskoca markette nasıl fuse tea şeftali bulamazsın, nasıl kalmaz? Ve niye şeftali diye gidip limonla dönersin? Sen şeftali ararken hayat sana limon verdiğinde naparsın? Tekila’ya verecek param yok işşılişşik.

***

Canım Harry Potter okumak bile istemiyor, o kadar vahim.

Son çare çiğköfte artık.

***

Şu fotoğraf çok uzun süre twitter arka planım olarak kaldı. Her gün kendimden çok görürdüm ve tam olarak neresi olduğundan bile emin değildim. Sonra basamakların yarısına inene kadar nerede olduğumu fark etmedim. Barlardan birinde akustik bi’ Maroon 5 şarkısı çalıyordu.  Ne şaşırdım ama. Gerçek insanın yüzüne öyle güzel çarpıyor ki.

tumblr_lx9scnz78F1qhttpto1_500

Güzeldi, çok güzeldi. Öyle anları bulmak gerek.

*

“..ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma.” Öncesi ve sonrasına mantık veremedim ama bu, uzun zamandır duyduğum en aydınlatıcı cümleydi.

Advertisements