Yazlara Olan Nefretim, Duygusal Kabızlık ve Daha Fazlası

Mütemadiyen koşturduğum iğrenç, sıcak, yapış yapış ve stress kelimesine yeni bir boyut getiren bir yazı daha tekrar tekrar izlediğim eski diziler ve kpop sayesinde atlattım. Gerçek hayattaki insanlardan bahsetmiyorum, konumuz bu değil.

Sanırım 2-3 kez daha Gossip Girl serisini izledim. Blair Waldorf kadar keyif veren bir karakter daha yaratamadılarsa benim suçum değil.

obsessed

Yeni contextlerle kafamı yormak istemediğim için nostaljinin dibine vurmak işime geliyor. Sevdiğim şeyleri neden bu kadar sevdiğimi hatırlıyorum. Yeni bişi izlemem önerilince de tepkim:

firstofallno

Biraz canım sıkkın diyebilir ve size de kendime de yalan söylemiş olurum. Yani nasıl hissettiğimi ben de pek bilmiyorum ama biri içime girip boğazımı sıkıyor gibi, ya da öyle bir şeyler. Etrafımda ve hayatımda olan her şey içime oturmuş durumda bir fil misali. Durumumu yorumlamam gerekirse de yine Seth:

allergicreactiontotheuniverse

Artık açıklayamıyorum bile. Anlatacak kelimem yok, nasıl anlatacağımı da bilmiyorum bu can sıkıntısını. Etrafımda olan biten saçmalıklara tepki veremiyorum, hayatımla ilgili en önemli kararları sanki kendim alamıyorum – ki bu en çok ağırıma giden – hiçbir şeyden tam anlamıyla memnun olamıyorum ya da memnunsam bile memnun olduğumdan emin olamıyorum. Kafam karışık değil, hiç değil. Ama bu içimi sıkan şey nedir bilmiyorum, bulamıyorum. Bulabildiğim tek çözüm eskiden iyi bildiğim, sevdiğim ve kendimi iyi hissettiren şeyleri tekrar tekrar okuyup, izleyip dinleyip yine kendimi rahatlatmaya çalışmak. Bu da aklıma şu minik sahneyi getiriyor.

6ec280db68260f17305a4020baa42fa3

Hayatımın belli bir bölümü bir süredir pause modunda gibi hissediyorum. Bir kısmı deli gibi, ışık hızıyla değişirken öteki kısmı bir o kadar durgun, sabit. Şu bloga yazamamam bile o kısmın bir parçası. Çoğu zaman vaktim yok, vaktim olduğunda da mutlaka hevesimi kıran bir şeyler oluyor. Ama düşünüyorum, ben bu blogu ilk başta yazarken de müthiş mutsuzdum ama kendimi bu şekilde oyalıyordum. Şimdi mutsuz değilim. Ama keyifsizim. Bunun ayırdını yapabilecek başka insanlar var mıdır merak ediyorum. Hiçkimse umrumda değil. Ama beni çok da kolay sinirlendirebiliyorlar. Kimseyle konuşasım yok, kimseyi özlemiyorum. (bu insan olmadığımı düşündüren bir özelliğim) Hayatımda çok az şeyi ya da insanı özledim. İnsanları görene kadar onları özlediğimi anlamam mesela. Telefonum çalınca resmen sinirleniyorum. Yani ne münasebet sen beni arayabilirsin?! Manyak mıyım neyim gerçekten, bir insan buna neden sinirlenir? Gerçi bu sıralar telefon o kadar sinirime dokunmuyor ama ne oldu da değişti derseniz ben de bilmiyorum.

pcontactfreaksmeout

Duygusallığı sevmem, duygularımı dile getirmekten hiç hoşlanmam. Konuşarak anlatamıyorum, yazmak tek çözüm. Ama yazdığımda da yazdığım şeyi tekrar okurken ölesiye tiksiniyorum. Çok kısa bir zamanda birçok şeye aynı anda alışmaya çalışıyorum sanırım sorunum bu. Ve o kadar büyük bir salağım ki bunu da fark etmiyorum.

tellmeimspecial

Kolumu kıpırdatacak enerjim yok. Ama yapacak milyonlarca işim var. Yani yıkadığım çamaşırları katlayıp dolaba yerleştirmek dünyanın en büyük işkencesi gibi geliyor normal mi bu? Eskiden de öyle gelirdi ama en azından ağlaya zırlaya yapardım. Şimdi 5 makinenin ardından çamaşır yığacak ya da giyecek bişilerim kalmadığında mecburen ve bileklerimi içsel olarak keserek yapıyorum. Sürekli yapacak işimin olması KUSMAK İSTİYORUM. Evden çıkmam gerektiğinde dünyam başıma yıkılıyor, evde kaldığım zaman da sıkıntıdan baygınlık geçiriyorum. Yani öyle salak, öyle anlamsız, bir o kadar çelişkili, mantıksız.

The_OC_Seth_chair

Yırtık pırtık, paramparça Harry Potter kitaplarımı özledim. Uzun zamandır Türkçe bişi okumadığımı fark ettim. İlk defa o zaman dil bariyerini çok net gördüm önümde. Artık kendi dilimde kitap okumanın verdiği his neyse, onu özlemişim. Yetmedi diğeri. Başka nelere böyle yabancılaştım diye düşünmeden edemedim. Blog’da yazı yazmayı özledim mesela, çok özledim. Kimse okusun okumasın buraya yazıp içimi rahatlatmayı özledim. Twitter’da saçmalamayı özledim. Canım ne isterse yazmayı. Şimdi sayfam görmek istemediğim sessize alınmış hesaplar, sürekli korkunç haberler veren gazeteler, sayısal raporlardan başka bişi vermeyen fanbaselerle dolu.

tumblr_mp3gi7P8Kp1rnamxio1_1280

Kendime zorla sorun mu yaratıyorum acaba? Sorunum olmadığı zaman fazla mı boş kalıyorum? Sorunum da var aslında ama daha önemsiz her şeyden aklımı uzaklaştıracak bişi mi arıyorum. Belki de. Saçmalığın daniskası. Daha ne kadar salak olabilirim. Yok artık.

dontknowdontcare

İstediğim gibi olmayacağı için istemediğim şeyleri istesem de istemesem de yapmak zorundayım. O yüzden yukarıya yapıştırdığım kare durumumu müthiş güzel özetliyor.

parentstheyworkforus

Bugün babam kardeşime kızmıştı da aklıma şunu getirdi. Kaçarınız yok işte, sonuç bu diyemedim tabii.

***

Gelelim bu süreçte 7/24 bana maruz kalan zavallı çocuğuma. Bir insanın benim gibi dengesiz bir manyağı mutlu etmek için uğraşması, ve üstelik bana katlanıyor olması. Bana değilse de bu çocuğa yazıktı be.

notjustbecauseyouretaller

***

Bugün çok alıntı paylaşasım vardı. Düşündüm orada paylaşsam şöyle olur, burada paylaşsam böyle olur. Ne yapsam ne yapsam derken blog geldi aklıma. İyi ki de geldi, yemin ederim rahatladım. Şu fiziksel olarak bile var olmayan sanal kara parçasına hiç bugünki kadar minnet duymamıştım. Ne olur şuraya hep yazayım, yazabileyim. Bu yerin verdiği rahatlama hissi ve keyif başka hiçbir şeyde yok. Zahmet edip okursanız da mazur görün. Bir Ecıgi duygularını kustuğu yazıları olmadan bir hiçtir çünkü. Ben de isterim Black Pink için fangirllük yaptığım yazılar yazayım. EXO’nun autotune’yla sınandığım comeback’inden, Baekhyun’un LIPSTICK CHATEAU WINEBI COLOOOOR LALALAAAA – elimde değil – IOI comeback’inden, Pinky’nin ağzımı yüzümü dağıtışından, Tiffany’nin skandalından ve kendisine olan kızgınlığımdan, Red Velvet’in HALA YENİ ALBÜM ÇIKARMAMIŞ OLMASINDAN YA DA HERHANGİ BİR KPOP OLAYINDAN BAHSETMEYİ BEN DE İSTERİM. AMA THE GREAT GATSBY İZLEYİP AĞLAMAM LAZIM

ANLAYIN LÜTFEN.

660606-the-great-gatsby-wallpaper

***Şu yazıyı sırf şu alıntıyı kullanmak için bile yazmış olabilirim ve KULLANMAYI UNUTMUŞUM.

talkaboutmyself

Advertisements