BTS: Asla Yalnız Yüremeyeceksiniz, Asla!

All the underdogs in the world
A day may come when we lose
But it is not today
Today we fight!

Bundan böyle yazıları böyle açıyorum, oturumu böyle açıyorum, kapıyı pencereyi, twitter’ı youtube’u her şeyi böyle açıyorum. (dskjadklas)

Lanet olsun, BTS GERİ DÖNDÜ VE BENİM İÇİN HAYAT DURDU.

Big Hit 22 Ocak’ta yeni albüm yayınlayacakları haberini duyurduktan sonra dikkatimi başka hiçbir şeye veremedim ve bu duruma ben de inanamıyorum.

BTS’i ne zaman bu kadar sevdim, ne ara bu kadar bağlandım, nasıl oldu da işler bu noktaya geldi ben de çözebilmiş değilim. Wings albümüne olan aşkımı sizlerle paylaşırken bütün bu sorulara da cevap bulmaya çalışacağım.

***

bts-11

 

Şu blogu takip eden, beni twitter’da takip eden ya da beni az buçuk tanıyan herkes tam bir girl-group stan olduğumu bilir. Erkek gruplara çoğu zaman şans bile vermem. Rap müzikten nefret ederim. (Bakın burası önemli) Gürültülü şarkıları sevmem. Sweg sweg sweg hiç tarzım değildir. Ve bu zamana kadar Big Bang’e kapıldığım kısa bir dönem dışında bu tarz gruplardan hep uzak durdum. Taa ki BTS hayatıma girene kadar.

Zaman içinde müzik zevkim değişti bundan eminim, aslında değişmekten öte yeni tarzlara daha açık olmaya başladım diyebiliriz. Mesela Block B’den inanılmaz keyif almaya başladım ki geçtiğimiz yıllarda yeni MV yayınladıklarında neymiş bir bakayım diye tıklama zahmetine bile katlanmazdım. BTS için de aynı şey geçerliydi. Bana BTS’i itelemeye çalışan çok insan oldu, ki bunların başında Gülcüm ve Aynur gelir. Beni Baekhyun’dan vurmaya çalıştılar. “Bak bu grupta Baek’in yavrusu var” Etkilenmedim, umursamadım. Büyük ihtimalle gönderdikleri videolara bile tıklamadım çünkü hafızamda BTS’e dair en ufak bir anı yok. Sonra yine bir Aralık ayında – tıpkı SNSD’ye kapıldığım dönemdeki gibi – BTS’in bir videosuna kendi irademle tıklamış bulundum ve olaylar gelişti. O video da Run’dır.

O noktadan sonra grubu ufak ufak takip etmeye başladım. Kimsenin etkisi altında kalmadan, kişisel irademle V’ye vuruldum. Sonra Jungkook’un sesine aşık olup 97li olduğu gerçeği karşısında içsel olarak bileklerimi kestim. Ama benim için ölümcül vuruş Park Jimin denen zibidi kılıklı bebetodan geldi. Hangi noktada kendini virüs gibi bünyeme yerleştirdi bilmiyorum ama MBC Gayo Daejaejun 2015’teki  Perfect Man performansından çok daha önce olduğuna eminim. O performanstan sonra kendini hafızama kazıdı daha da unutamadım unutmam.

2016’da BTS’i yakınen takip ettim etliye sütlüye pek karışmadan, bu esnada onlar büyüdükçe büyüdü. Rekorlar, listeleri alt üst etmeler bilmem ne. O kısımlar çok önemli değil benim için. Beni onlara bağlayan şey her seferinde daha iyi şarkılarla ve birbirinden mükemmel performanslarla dönmeleri oldu. Wings dönemi geldiğinde hayatımın en ama en yoğun, sıkıntılı ve koşturmacalı dönemini yaşıyordum. Teaserlarını şöyle bir göz ucuyla gördüysem görmüşümdür, yine hafızamda en ufak bir hatıra yok o döneme dair. (Evleniyordum hellö) Blood Sweat & Tears’ı ilk izlediğim geceyi hatırlıyorum ama. The K2’yu izleyip aşırı sinirlenmiştim. Videoya şöyle bir bakıp aman ya deyip yatmıştım. Sonra sabahın 7’sinde şuna bir daha bakayım ya dedim ve hayatım bir daha eskisi gibi olmadı. BST itibariyle – yıllardır hiç bulaşmadığım bir olay – fandomın içine karıştım. Sosyal medya hesaplarını, canlı yayınlarını, youtube kanallarını her gün takip etmeye başladım. Su içseler benim için *flash news* olmaya başladı. Uzun zamandır ilk defa bir grubun albümünü aldım. (Hem de dolar resmen totolarımıza doğru meyletmişken)

Blood Sweat & Tears, ya da genel olarak Wings albümü benim için kpop’ta dönüm noktasıdır. En son bir şarkıyı ve albümü ne zaman bu kadar sevmiştim hatırlamıyorum. SNSD’yi konuştuğumuz her şeyin dışında tutarak – çünkü onlar benim bir parçam artık – kpop’ın şimdiye kadar gördüğü en mükemmel albümlerden biri buydu. Ve bunun sebebi sadece şarkıların çok güzel olması değil. BTS’in gerçekten akıttığı kan ter ve gözyaşının albümün her bir şarkısına işlemiş olması. BTS’i benim için diğerlerinden farklı yapan şey de bu. Her bir albüm kendi içinde bir hikayeyi anlatırken, hem geçmişte anlattıkları hem de gelecekte sunacakları hikayelere gönderme yapması; hep kendi hikayelerine, geçmişlerine olan bağlarını göz önünde tutmaları. Albümlerinde hep BTS’i BTS yapan her bir renge gönderme yapmaları. Sevinçlerini, üzüntülerini, heyecanlarını, korkularını, kızgınlıklarını her şeyi ama her şeyi o şarkıların sözlerine ince ince işlemeleri. Beni etkileyen başka bir yönleri ise kendilerine sakladıkları güvensizliklerini – güvensizlik de değil de “insecurity” işte Türkçe’sini tam olarak ifade edebilecek bir kelime yok – bile albümlerinde dinleyici kitlesiyle paylaşmaktan çekinmemeleri. Skit: Expectation’da 1. sıraya yükselme ihtimallerini umut etmeye bile korktuklarını söylediklerinde~ kalbiniz paramparça olmadıysa bir kontrol ettirin, taşlaşmış falan olabilir. Özellikle de Hobi gibi pozitif bir karakterin sürekli bir şey beklemeyin, umutlanmayın gibi sözler sarf etmesi~ Kalbim.

Nitekim, bir zamanlar bu korkularla albüm çıkaran çocuklar şimdi Billboard’a göz dikmiş durumda. Diksinler çünkü fazlasıyla hak ettiler ve ediyorlar.

BTS hakkında en sevdiğim şeylerden bir diğeri de fanlarıyla olan ilişkileri. Tamam her grup aynı derecede fanlarına bağlı ama her grubun bunu gösterme şekli farklı. BTS’inki ise şimdiye kadar gördüğüm en güzel ve en sıcak olanlardan biri. Oturup sizinle birlikte videoların, albümlerin yayınlanmasını beklediklerini bilmek. Fanların yaptığı her şeyi tek tek takip ettiklerini, hatta gizli çevirmeye çalıştıkları işlerden bile haberdar olduklarını bilmek; fanlar youtube’da, melon’da, spotify’da stream kasarken gecenin körü bir saatte üyelerin onları takip edip her fırsatta teşekkür ettiklerine şahit olmak~ Bu kadar yükseğe çıkmışken hala ulaşılabilir olduklarını hissettirmeleri~ BOMB’lar yoluyla fanları yaptıkları her şeyin arka planına dahil etmeleri. Ve fanlara olan duygularını çok derin ve özenle seçilmiş sözlerle ifade etmeleri~ Sözleri kendilerine mi yoksa PR ekiplerine mi ait bilinmez ama bütün üyelerin söz yazma konusundaki yeteneklerini gördükten sonra en azından bir kısmının onlara ait olduğundan eminim şahsen.

BTS’i farklı yapan bir başka yönü de  – kabul edin ya da etmeyin – 3 büyüklerden birinden gelmeyip şu ana kadar onların elde ettiği başarılara en fazla “yaklaşan” grup olması. Bu konu gündeme geldiğinde kan gövdeyi götürüyor ama durum benim açımdan fazlasıyla basit. Ben Kai’nin teaser’ının yayınlandığı gece itibariyle EXO fanıydım, grubun geriye kalanını görmeme bile gerek yoktu. (Gerçi bu biraz da Kai’nin mükemmelliğiyle ve My Lady gibi bir şarkıyla kanıma girmiş olmasıyla alakalıydı ama) Red Velvet ve Black Pink için daha yıllar öncesinden heyecanla beklemiştim. Twice daha kurulmamış, ortada sadece Sixteen varken peşlerine takılmıştım. Fakat, BTS’e şans vermeyi bırakın, dönüp bakmam bile tam olarak 2.5 yıl aldı. Bunun sebebi tabii ki de sadece küçük bir şirketten gelmeleri ya da grup hakkında en ufak bişi bilmemden kaynaklı değil. Müzik tarzlarının bana hitap etmemesiydi AMA I Need U ya da Danger’a şöyle bir kulak versem her şey çok farklı olabilirmiş. Ve büyük bir şirketin grubu olmuş olsalardı en azından birkaç kez kulak vermiş olurdum bu çocuklara. Mesela NCT de bana hitap eden tarzda müzik yapmıyordu ama ben hitap ettikleri ana kadar bekleyip çıkardıkları her şarkıyı dinledim. Winner, IKON, Got7 hiç bana hitap eden gruplar değildi ama çıkardıkları her şeyi en az bir kez dinledim. Demek istediğim şey şu; tabii ki büyük şirketler başarının tek sebebi değil, bakınız yok olup giden bir sürü grupla dolu geçmiş. Grupların kötü yönetilmesi, şirketin önceliğinin başka gruplar olması, düpedüz beceriksizlik vs gibi sorunlar birçok grubun önünü tıkadı ve hala tıkamaya devam ediyor. Ama hiç kimse büyük bir şirketten geliyor olmanın medya ve genel kpop kitlesi üzerinde yaptığı etkiyi inkar edemez, ederse çarpılır. Bütün bunlar bir yana, 3 büyüklerin küçük şirketlerden en önemli farkı bütçe. Şarkısından albümündeki kağıdına, kostümünden saçındaki boyaya hatta makas darbesine kadar kadar bütçe. O sebeptendir ki o kısıtlı bütçeyle Big Hit’in BTS’in kariyerini bu kadar iyi yönetebilmesi ve yönlendirmesi takdire şayan bir durumdur, umarım bozmayıp bu başarının devamını getirirler. Bang Shihyuk’un bu konudaki duruşuna da büyük saygı duyuyorum. Bir ara kendisine özel bir yazı bile yazabilirim zira bu saygımın nedenleri de birkaç paragraftan fazlasını alır.

Ne konuşmuşum böyle arkadaş~ Daha albüme ve videolara bile gelememişken hem dejshdsaj BTS’e olan aşkımı daha sonraki yazılarımda da dile getirebilirim ama şimdilik Wings’e olan aşkımı dağlara taşlara haykırmak için yazının ikinci kısmına geçiş yapıyorum.

Not: Yazıda Wings + You Never Walk Alone albümlerini bir arada ele alacağımdır.

***

 

 

Önce kısaca(!) Wings’den bahsedelim. Grubun ikinci full albümü olması açısından zaten tarihi bir öneme sahip olan albüm bir de o mükemmel tracklist ile kpop’ta dev bir iz bıraktı. Albüm konsepti herkesin ve annelerinin de bildiği üzere Herman Hesse’nin Demian isimli kitabına gönderme yapıyor. Şimdi o kısma girersem de çıkmam mümkün değil çünkü #deepshit. Sadece RapMon ve Yoongi’nin yaptığı genel yorumlara değinip geçiyorum. Rap Mon der ki “Bir şeyin cazibesine karşı koymak ne kadar zorsa, üstüne o kadar çok düşünür ve bocalarsın. Bu belirsizlik de büyüme sürecinin bir parçasıdır. Blood Sweat and Tears insanın nasıl düşündüğünü, seçim yaptığını ve bu süreçte de büyüdüğünü anlatıyor.” Yoongi ise “Bu şarkı, (aslında bence albüm ama) hayatta aklımızı çelen şeylerle karşılaşsak da kanatlarımızı açıp daha ileriye gitme kararlılığımızı dinleyiciye aktarıyor.” diyor. Nitekim de öyle oldu. Wings albümü kimsenin ulaşamadığı yerlere kadar ulaştı. Billboard’a 26. sıradan girdi, Bütün iTunes listelerini alt üst etti, daha önce kimsenin giremediği listelere girdi bakınız UK, video youtube’da rekor üzerine rekora koştu. Ve sonuç olarak albüm Gaon listesini 1. sırada tamamladı. Billboard Wings’i yılın en iyi kpop albümü seçti. Peki neden? Tartışalım.

  1. Boy Meets Evil

Too bad but it’s too sweet
It’s too sweet it’s too sweet

Şimdi rap nefretimi bir kenara bırakıp konuşuyorum, şarkının sözleri insanın içinde sakladığı ve herkesten sakladığı hatta kendine bile itiraf edemediği hisleri anlatıyor. Hobi’nin dizeleri o kadar güçlü ki istemeseniz de performansından etkileniyorsunuz. Altyapıdaki Kuğu Gölü göndermesini duymamak mümkün değil. Bu da şarkıyı daha derin ve sofistike hale getirmiş. Şarkının sonlarına doğru rap agresifleşiyor ve bu tip bir şarkıda benim kulağıma hitap etmeyen haline geri dönüş yapıyor. Ama şarkının finalini yapan yukarıdaki alıntı can alıcı vuruşla sizi bir sonraki şarkıya yolcu ediyor.

   2. Blood Sweat & Tears

Kill me softly
Close my eyes with your touch
I can’t even reject you anyway

Bu şarkı ve video üzerine koca bir yazı zaten yazmıştım, tekrar girmek istemiyorum. Sadece Blood Sweat & Tears kutsalımdır, bunu bilin yeter. Vokaller, sözler, koreografi, görseller, ve tabii ki de güzel and beyond çocuklarım~ Blood Sweat & Tears kpop’ın gördüğü en güzel şey olabilir, aynı konsepti tekrar tekrar önüme sürmek isterseniz asla hayır demem tıtlımlar. *winks*

  3. Begin

I can’t stand
you crying
I want to cry instead
Although I can’t

Her fandomın hayalidir bütün grup üyelerinin solosunun olduğu bir albüm ve BTS bu hayali gerçekleştiren gruplardan biri oldu. Hem de ‘filler’ kalitesinde şarkılarla bile değil. Begin, sürprizlerle dolu bir şarkı. Önce Kook’un pamuk vokaliyle sakin bir giriş yapıp ortalara doğru yaklaştıkça tempoyu arttırıyor, sonlara geldiğinde hem tempo hem vokallerle büyülüyor insanı. Begin, Jungkook’un BTS’le olan hikayesini anlatıyor. 15 yaşında hiçbir şeyi olmayan bir çocuk, dünya bu kadar büyük ve o bu kadar küçükken hayalini bile kuramadığı şeyleri, hiç sahip olmadığı duyguları~~ grup üyeleri sayesinde hissetmeye başlamasını anlatıyor sözlerinde. Haftasonu verdikleri iki konserde Begin’i ilk kez canlı söyledi golden maknae ve herkesi kendine bir kez daha hayran bıraktı. Daha 20 yaşında olmasına rağmen her konuda o kadar iyi ki, bir insan nasıl bu kadar yetenekli olabilir diye yine dağlara taşlara isyan etmekten kendimi alamıyorum. Canlı performans sergilerken üstüne bir de o koreografiyi yapabilmiş olması. WOW. Şarkının her yanında kendinden bir parça olması, sesinin güzelliği, büyüsü~ Alın beni buradan.

  4. Lie

Caught in a lie
Take me out of his hell
I can’t free myself from this pain
Save the me who’s being punished

 

Bu şarkıya olan bağımlılığımı en iyi nasıl ifade edebilirim bilemiyorum. Jimin biasım olduğu için değil – gerçekten değil yemin ediyorum jsakhdkjs – albümdeki en güçlü sözlere ve altyapıya sahip şarkılardan biri Lie. Daha önce de söylemişimdir belki, şarkının kendisi depresyon. Sözleri ve özellikle arka planındaki vokaller sizi alıp o iç sıkan duyguya doğru sürüklüyor. Jimin’in kendine olan güvensizliğini ve insanlara karşı kendini suçlu hissedişini anlattığını söylemiş RapMon. Jimin ve kendisinin birbirlerine bu açıdan çok benzediğini söylüyor ve ‘kendimizi eksik hissettiğimiz şeyler yüzünden yine kendimizi suçlayıp daha fazla baskı altına sokuyoruz’ diyor şarkıdan bahsederken. Belki de karakter olarak kendimi en yakın hissettiğim ikilinin Jimin ve RapMon olmasının sebebi budur. Kendilerini ifade ediş biçimlerini diğerlerinden daha bir başka seviyorum. Gelelim vokaline. Jimin Log’larda sürekli kendi eksiklerini tekrarlayıp onları düzeltmek için uğraştığını söylemiş bu çocuk. Bariz bir şekilde kendini suçladığı konu bu, yetememekten korkuyor ve kendini bize ve onu izleyen – seven sevmeyen – herkese karşı borçlu hissediyor. (Talk about pressure) Şarkının çok tiz bir tonda olduğunu ve canlı performans beklemememizi söylemişti hatırlarsanız. Yalancı pislik. Canlı performansta da hepimizi mahvetti çünkü. Vokaline yapacak bir yorum bulamıyorum. Neden Jungkook gibi pürüzsüz veya Jin gibi yumuşacık vokaller dururken Jimin gibi bir vokale vuruldum bilmiyorum. (54654654654. kez kendine aynı soruyu sordu.)

Sonuç olarak Lie albümdeki en başarılı solo oldu. 114k dijital kopya satmış, listelerde BST’den sonra en yüksek sıralamayı Lie yakalamış, Butterfly’dan sonra en fazla satan side-track. iTunes ABD top 100 listesinde 95. sıraya kadar yükselmiş. Youtube’da hep en çok dinlenen olması da cabası.

  5. Stigma

Deeper, deeper, the wound just gets deeper
Like pieces of broken glass that I can’t reverse
Deeper, it’s just the heart that hurts every day

Efendim biliyorsunuz ki Taehyung’a göre albümdeki en sofistike parça Stigma, tamamıyla tarafsız bir yorum tabii ki. (sajdhsahdka) Şahsen benim de albümdeki favorilerimden biri bu. İlk dinlediğimde tonu fazla tiz gelmişti ama ortalama ses düzeyinde dinlerken aşırı dinlendirici geldiğini fark ettim geçenlerde. Ayrıca ilginç bir şekilde bu şarkıyı dinlerken yaptığım işe müthiş konsantre oluyorum. Şarkının ritmi ve altyapısındaki enstrümanlara bayılıyorum, zaten şarkıya o sofistike havayı veren de onlar. Aralarda V’nin ondan nasıl çıktığını asla anlamadığım tok sesiyle kurduğu cümleler~ ah~ kalbim~

  6. First Love

The corner of my memory
A brown piano settled on one side
In the corner of my childhood house
A brown piano settled on one side

Yoongi Yoongi Yoongi~ müzik zevkimde devrim yapan adam. Bana rap müzikten keyif aldıran adam. Benim rap müziği ciddiye almamı sağlayan adam. İlk defa rap şarkıların sözlerini okuyup etkilenmemi sağlayan adam. First Love sözleri müthiş derin bir şarkı. Yoongi’nin müziğe olan aşkını anlatıyor her bir kelimesi. Tek sıkıntı şu ki~ benim en sevmediğim şarkı tipi. Arkadaşlar ben şiir okunmasını sevmem, şiir dinlemekten nefret ederim. O ton var ya işte şiir okunurken ortaya çıkan, bana hep çok itici gelmiştir. Hele müzikle~ Bu şarkının verdiği his de onunla aynı. Yoongi’nin ses tonunu gerçekten çok seviyorum ama bu şarkı benim için koca bir no~ Ama piyanosuna olan aşkına sonsuz saygı~

Bu albümde değil ama değinmeden geçmek istemiyorum. Agust D (aynı zamanda Suga efendinin 45343543 adet sahne adından biri) duyduğum en güzel rap şarkılardan biri olabilir. Ve bu şarkıyı tıklamamın tek sebebi Ma City’deki “i’m a D-boy” sözü ve bu kısmı Epilogue DVD’sinde Jimin’in taçlandırmış olması. *düşüncesiyle bile sarsılır* Rap olayına hala mesafeliyim ama Agust D benim için bir devrim niteliğindedir. Belki bir ara Mixtape’inden de bahsederim.

  7. Reflection

In the darkness,
People look happier than the day
Everyone else knows where they’re supposed to be
But only I walk without purpose

Reflection albümdeki en derin şarkı bundan eminim. RapMon neden BTS’in özü çok iyi anlatıyor. Yoongi benim için rap’te devrimdir ama RapMon kendi zevkimden ayrı tutarak söyleyebilirim ki en mükemmel sözlere imza atan adam. Adam tepeden tırnağa yetenek. RapMon’a müzisyen olarak büyük saygı duyuyorum. Düşünme şeklinin çok seviyorum. Kendini ifade etme şeklini çok seviyorum hatta kendimden çok fazla şey buluyorum sözlerinde. Bu bile sevmem için yeterli. Nasıl anlatsam bilemiyorum, sözlerinde gerçekliği çok sade ve yine gerçekçi bir şekilde yansıtabiliyor. Basit kelimelerle derin ve gerçek şeyleri anlatabilmek~ Çokça önemsediğim bir durum bu sanat konusunda. Seviyoruz reyiz.

  8. Hey MAMA

Hey mama!
You can lean on me now, always by my side
You gave to me unconditionally,
You were my support
Now trust your son, you can smile

Albüm en ponçik, en sevgi dolu şarkısı. Altyapısı, ezgisi, sözleri~ Başından sonuna Hobi’nin o canlı, neşeli halini ve sevgi dolu kalbini hissedebiliyorsunuz. Hem dünyanın en tatlı, hem de eğlenceli, insanın içini ısıtan bir şarkıya imza atmış. Yine rap’in kulağıma batmadığı nadir şarkılardan biri Hey Mama da. Sözlerinde annesine olan sevgisini ve minnettarlığını ifade ediyor. Bu albümün en güzel yönü de bu kadar kişisel olması zaten. Bir rapper’ın kadın, seks ve para dışında konular işlemesi özellikle de böyle masum bir konuyu işlemesi etkileyici bir durum.

  9. Awake

Still, I hold the 6 flowers tightly in my hands
I, I’m just walking, I said

“Yes it’s my truth, it’s my truth” şarkının bu kısmında direkt olarak ruhumu Jin’in sesine teslim ediyorum. Awake dünyanın en mükemmel şarkısı değil ama Jin’in sesiyle resmen hayat bulmuş. BTS şarkılarında yaşadığımız Jin yetmezliğinden sonra ilaç gibi geliyor yemin ediyorum. Aslında şarkının sözlerinde çok daha fazla sevdiğim kısımlar var ama ben özellikle yukarıdaki kısmı seçtim çünkü Jin’in elinde tuttuğu o altı çiçeğin diğer BTS üyeleri olduğundan eminim. *gözyaşları sel olur* Mesela “Maybe I, I can never fly” kısmı geldiğinde ne hissediyorsa yemin ederim ben de hissediyorum. Sözlere dök derseniz dökemem, öyle işte.

  10. Lost

I’m still standing here with my eyes closed
Lost between the deserts and oceans
I’m still wandering
Where should I go

Ve albümdeki favorim, en sevdiğim, dinlemelere doyamadığım, sevmelere doyamadığım. Sözleri, altyapısı, vokalleri, sözleri~ her şeyiyle MÜ-KEM-MEL. En sevdiğim şarkıda sadece vokal line’ın olması biraz üzücü tabii ama napayım en güzeli bu! Her ne kadar vokaller arasında bulunmasa da bu şarkıda yine RapMon’ın parmağı var ve yine dokunuşuyla şarkıyı uzay seviyesine çıkarmış çok bariz. Jungkook, Jimin, V ve Jin’in seslerinin daha fazla uyum içinde olduğu bir şarkı daha var mıdır bilemiyorum. Jimin’in sesini bu kadar sık duyduğum için de ayrı bir mutluluk duyduğumu söylemeden geçemem. Şarkılardaki söz dağılımı şu sıralar en büyük sıkıntılardan biri fanlar için title’lardaki eksikliği gidermesi açısından bu unit şarkılarını bir hayli seviyorum.

  11. Cypher 4

Why is it my fault that you’re half hearted,
Keep on living like that vaguely

Cypher serisi BTS hakkında öğrendiğim en şaşırtıcı şey olmuştu. Her albümde o zamana kadar duydukları hakaretleri, maruz kaldıkları kötü şeyleri toparlayıp herkesin suratına şarkı olarak vurmaları~ WOW. İdollerin nefret dolu yorumlardan etkilenmemeleri mümkün değil ve bu psikolojik çok yıpratıcı bir durum. Çoğu çocuk yaşta olan idollerin bu nefretle nasıl başa çıktıklarını bilemiyorum gerçekten. BTS’in bu kızgınlık ve kırgınlığını kendilerine zarar verecek şeyler yapmak yerine bir şeyler üretmek için kullanması ise umut verici bir şey.  Şarkının baştan sona rap olmasına yorumum? Eğlendiğim tarzda bir şarkı olduğuna karar verdim.

I love I love I love myself
I know I know I know myself
Ya playa haters you should love yourself

Ve şarkının en sevdiğim kısmı. Enerjinizi BTS’ten nefret etmeye harcayacağınıza kendinizi sevin.

   12. Am I Wrong

If what you see on the news is nothing to you
If that comment is nothing to you
If that hatred is nothing to you
You’re not normal, you’re abnormal

BTS’in sosyal farkındalığı yüksek bir grup olduğunu sıkça duyuyoruz. Bu şarkı da bu farkındalığın örneklerinden biri. Haberlerde gördüğün şeyler sana hiçbir şey ifade etmiyorsa, nefret senin için bir anlam ifade etmiyorsa normal değilsin kardeşim. Günümüz toplumunun durumunu çok güzel özetlemiyor mu?

That’s right kid you gone crazy
The fact that you’re not crazy in a crazy world is crazy

Bu manyak dünyada kafayı yememiş olmak da olabilecek en anormal durum zaten.

Did I say something wrong
Did I lie
Going crazy (gone crazy gone crazy)
Crazy (gone crazy gone crazy)
Am I wrong
Where am I going
The world’s going crazy

Gelelim şarkının kendine. Am I Wrong sözleri, altyapısı, rap’i ve vokalleriyle albümdeki en sağlam şarkılardan biri. Şarkı Keb Mo’nun Am I Wrong şarkısının ses örneği (sample) alınarak hazırlanmış ve 90lara tatlış bir selam çakıyor. Jimin’in müthiş “kıreyceee kıreycee”lerine de değinmeyi kendime borç bilirim. :’) Neden benim biasım İngilizce yoksunu olmak zorunda neden? :’)

  13. 21st Century Girl

You’re worth it you’re perfect
You deserve it, just work it

21st Century Girls’ün War of Hormone tarzı sözlere sahip olmasından çok korkmuştum ama neyse ki ilgisi yok. Hatta War of Hormone’un telafisi bile diyebiliriz bu şarkıya. Sözlerinde kadınları hediye olarak görmekten vazgeçip olduğu halleriyle mükemmel olduklarını söylüyorlar. Bu ilerleme kaydetmek değilse nedir bilemiyorum. Aldıkları eleştirilere kendilerini düzelterek cevap vermeleri yine BTS’i kalbimde çok başka yerlere koyuyor. Şarkı yüksek tempolu, çok eğlenceli ve canlı performansları özellikle harikaydı. Jin’e yamuk yapılan şarkılardan biri bu da sadece 2 cümlesi var. Jimin de çok fazla söze sahip denemez ama yine de idare eder bence. Her şarkıda sözlerin eşit oranda dağıtılmasını da beklemiyorum açıkçası. Şarkıyı ne daha iyi yapacaksa kabulüm.

To the 20th century girls
Tell them you’re strong
Tell them you’re enough
Let go, let go, let go
Let it go

  14. Two! Three! Hoping For More Good Days

It’s okay come on when I say one two three, forget it
Erase all sad memories
Hold my hand and smile
Smile holding onto each other’s hands

“Because you’re all idols, it sucks even if I don’t hear it
I don’t like your lyrics, it’s a video even if I don’t see it
Because you don’t have power
You would certainly have done dirty deeds
Observing how you act, soon you’ll cease to exist”
Thank you so much

So thanks, believing in someone like me
Dealing with these tears and wounds
So thanks, for becoming my light
For becoming the flower in the most beautiful moment in life

Hoping for more good days
If you believe what I say then one two three
If you believe then one two three

“Hoping For More Good Days” BTS’in fanlarına ithaf ettiği ilk resmi şarkı. Sözleri yaşadıkları bütün zorluklar karşısında hep yanlarında oldukları için fanlarına ne kadar minnettar olduklarını anlatıyor. Şarkının ne kadar güzel olduğunu anlatacak kelimeleri bulmam mümkün değil. Ama zaten fanlar olarak zaten büyük ihtimalle aynı şeyi hissediyoruz o yüzden o kelimelere ihtiyaç da yok.

  15. Spring Day

Past the end of this cold winter
Until the spring comes again
Until the flowers bloom again
Stay there a little longer,
Stay there

 

Gelelim Wings’in You Never Walk Alone bölümüne. Spring Day soğuk Şubat günlerini bahar sevinciyle doldurdu bizim için. Yine RapMon’ın ezgisiyle bizi sınadığı, sözleriyle kalbimize işlediği, vokal line’a ek olarak Hobi’nin vokaliyle de kutsandığımız müthiş bir comeback dönemi geçirdik. Bu şarkıda Jin’e ettikleri bütün haksızlıkları tek seferde telafi ettiler. Jungkook ve Jin uyumu şarkının iyice içimize işlemesine neden oldu. Jimin’in sesine zaten aşığım ama bizi sarsan başka bir darbe de Taehyung’dan geldi, suratını sevdiğim nasıl bu kadar yakışırsın sen bir şarkıya? En büyük krizimiz Hobi oldu, zira albüm versiyonunda kendine ait tek bir cümlesi yoktu. Ama canlı performanslarda RapMon’ın introsu ve bir adet nakarat ona ayrılmıştı. Bu kısımların hakkını o kadar iyi verdi ki hala neden stüdyo kaydında aynı şeyi yapmadıklarını çözebilmiş değilim. Aklıma gelen tek şey RapMon’ın sözlerini yazdığı kısımları sadece ona vermiş olma ihtimalleri. Çünkü şarkının credits kısmında sadece RapMon ve Suga’nın ismi geçiyor. Üyelerin hepsinin kendi ezgi ve sözlerini Big Hit’e sundukları ve aralarında şarkıya en uygun olanlarının seçildiğini biliyoruz. Ben de stüdyo kaydında sadece bu ikilinin rap bölümü olmasını buna bağlıyorum.

kook

BTS’in böyle düşük tempolu bir şarkıyı title olarak seçmesi şaşırtıcı ama mantığını da anlayabiliyorum. Kore’de bu tip düşük tempolu, hafif rock esintileri taşıyan şarkılar daha fazla talep görüyor. BTS popülaritesini büyük ölçüde yurtdışından aldığı dönüte borçlu olan bir grup olarak Kore ayağını son 2-3 promo süreciyle ancak sağlamlaştırıyor. Not Today title olmaya daha uygun bir şarkıyken Spring Day’in seçilmesini buna bağlıyorum. Nitekim bu kararın sonuçları da gerçekten çok iyi sonuçlar verdi. BTS dijitalde hiç olmadığı kadar iyi bir performans gösterdi. İleride daha iyi sonuçlar almaları dileğiyle.  ❤

Snowflakes are falling
Getting farther away
And I miss you

chim

You Never Walk Alone BTS’in piyasadaki yerini iyice sağlamlaştırdı. Albüm satışları, dijital satışlar, uluslararası listeler, billboard listesi ve itunes’un altını üstüne getirdi. Ve bunu “hype song” diye nitelendirdikleri tarzda bir şarkıyla olmadan bile yapmış olmalarına şapka çıkarıyorum.

It’s only winter here
Even in August, it’s winter here
My heart makes time run
Like a Snowpiercer left alone

  16. Not Today

We won’t die, don’t ask
Scream, no not today
Don’t kneel, we won’t cry
Hands up, no not today

Sıradaki şarkımız için BTS’in hayatımı karartan şarkıları listemde zirveyi zorlayan Not Today. Nereden başlasam bilmiyorum. Başladığı an itibariyle yerimden kalkıp dünya turu atasım geliyor. Tam bir enerji patlaması yaşıyorum. Altyapısı çok gürültülü, anormal gürültülü hatta ama seviyorum işte. Gürültüyü seviyorum bir süredir. Şarkıdaki rap kısımlarını ben bile ezberledim sanırım, çok eğlenceli. Vokaller yine muhteşem. Jungkook’un kusursuz olmasına zaten alıştık ama Jin~ sonunda ona da böyle ‘power vocal’ denebilecek bir kısmın verilmiş olması, gözlerim doluyor.  V bu sefer vokal olarak çok fazla ön planda değildi FAKAT koreografi o lanet bandanasıyla dünyamızı karartması amacıyla düzenlenmişti. Bu dönemin efsanesi bandanadır! Nokta! Şarkının başından sonuna duyduğumuz “ready aim fire” kısmını ilk duyduğumda ne gereksiz demiştim ama koreografiyi gördükten sonra sözümü geri aldım. Şarkının en mükemmel sözlerini – hemen aşağıda göreceksiniz – Jimin’e vermeleri de beni nirvanaya çıkardı. Bangtan ismini onun ağzından duymanın verdiği zevk~

Together we won’t die
Believe in the word ‘together’
Believe in ‘Bangtan’
Point, aim, fire!

Kpop şarkılarının geneline baktığınızda bu tip bir şarkının genellikle sığ ve sıradan sözlere sahip olduğunu görürsünüz ancak Not Today o açıdan da farklıydı. Şarkının sözlerinde dünyada o ya da bu sebepten ezilen ya da hayata yenik başlayan insanlara hitap ediyor. Zaten daha intro’da Yüzüklerin Efendisi’ne selam çakmışlar ve beni can evimden vurmuşlar ama bununla da yetinmemişler. Martin Luther King’in en bilindik sözlerinden birini de katmışlar şarkının sözleri arasına. Tabii BTS bu, karışıklık çıkarmazsa bir yarımız eksik kalırdı. Sözlerde geçen ‘glass ceiling’ (cam tavan) ibaresi feminist bir kavram olup şarkı yayınlandığında küçük bir kesim (?) tarafından tepki gördü.  BTS’in anlamını bilip bilmeden bu sözü kullandığını düşünenler, yanlış anlamda kullandığını düşünenler falan filan. RapMon ise bu konuyla ilgili tabii ki yine bir açıklama yaptı. Sözleri bilinçli olarak kullandığını, anlamını gayet iyi bildiğini ve kadınların mücadelesinin farkında olduğunu ancak bu sözün başka azınlıklar için de kullanıldığını bildiğini söyledi. (Kullanıldı, çünkü bu sözü bizzat BTS için kullandılar) Yapılan eleştirilerin farkında olduklarını, adil olmayan ve kabul edilemeyecek haksızlıklar ve sosyal sorunlar karşısında sessiz kalmayacaklarını belirtmek için bu sözü kullandıklarını söyledi. Ve benden yine kocaman bir alkış aldı.

bts

Videoda ve koreografide birçok vurucu an ve kare vardı. Yukarıda gördüğünüz kısım herkesin ağzını açık bırakan kısımlardan biriydi. Yeryüzünde bir gökyüzü oluşturup Wings’e gönderme yapmışlar. Ağlamak istiyorum, bu kısım kimin fikriyse helal olsun. V’nin koreografiyi merkezden yönetmesi de dönemin en büyük darbelerinden biridir. Hobi’nin 2.57’deki kısmı da koreografinin en sevdiğim parçalarından biri. RapMon bu videoda ekstra çarpıcıydı, “Too hot~” Jungkook’a ekstradan bir övgüde bulunmak istemiyorum, o çocuğun mükemmelliğinin bir sınırı yok. Yoongi’nin rap’i bu seferki rap kısımlar arasından favorim. Sesine aşığım galiba da farkında değilim ben. Jin’in videoda 2 saniyeden fazla görünmemesi ise dönemin en büyük trajedisi olarak tarihe geçti. Üstelik videonun koreografi versiyonunda  öyle muhteşem Jin kareleri var ki nasıl atlarsınız çocuğumu NASIL! Hazır aklıma gelmişken şarkı hakkında sevmediğim tek şeye de değineyim özellikle sona bıraktığım pembe kafalı çocuğa geçmeden önce; şarkının sonuna doğru climax’e gelmeden hemen önce RapMon, Jkook ve V’nin paylaştığı ve autotunela kirletilmiş kısım son derece gereksiz, son derece anlamsız olmuş. Ama saniyeler sonra gelen Jimin çığlığıyla bu kısmı atlatmam pek vaktimi almadı. Hazır lafı açılmışken; Jimin. Bu çocuk benim ocağıma incir ağacı dikmek için gelmiş olmalı dünyaya. Sahnedeki karizması, surat ifadeleri, bakışları, dansı, sesi, high noteları, kısacası en ufak hareketi, her şeyi mi ölümcül olur?  Kaldıramıyorum, aklım almıyor nasıl bu kadar etkileyici, cezbedici ve kör edici olabilir? Nasıl gözlerimi kendine bu kadar kilitleyebilir. Kabul etmiyorum varlığını! Geriye kalan herkese ve her şeye haksızlık! Vokalleri zaten mükemmel, ama kameranın onu merkeze aldığı her an efsanevi, koreografide merkezi aldığı an gözlerinden ve hareketlerinden fışkıran o güç. Lanet olsun bu yaşımda fangirllüğümün zirve noktasına dönüş yapar oldum. Sonra bir de 4’24 olayı var. Bütün fandomı o pişkin gülümsemesiyle o saniye öldürdü ve bir sonraki saniyede bambaşka bir insanmış gibi hayatına devam etti. Ama biz kaldık. Biz 4’24’te takıldık kaldık. Kitapsız.

  17. Outro: Wings

I went on the road that I was told not to go
I did things I was told not to do
I wanted things I couldn’t want
I got hurt and hurt again
You can call me stupid
Then I’ll just smile
I don’t wanna succeed
By doing things I don’t wanna do
I’m pushing myself
Word

Lost’tan sonra albümdeki favori şarkım Wings. Hem albüme adını veren, hem en ilham ve pozitif hisler veren şarkı olması bu kadar sevmemin sebebi. Geneli karanlık, korku ve şüpheyle dolu albümü mutlu ve umutlu sözlerle kapatmış olması da başka bir sebep. (YNWA’da değil ama Wings’in son şarkısıydı.) Vokallere ayrı bir aşığım bu şarkıda. Jkook ve Jimin’in sesleri sürekli harmoni halinde~ yine kalbim~ Sabahları enerjimi fullemek istediğimde direkt Wings açıyorum. Hatta bazı günler sadece 3.12-3.14 arasındaki Jimin adlibini duymak için yaşıyorum.

Özellikle değinmek istediğim bir şey var bu şarkıyla ilgili, bazı müzik yüksek müzik otoriteleri(!) bu şarkının altyapısındaki ritmin Big Bang’in Feeling şarkısından çalıntı olduğunu iddia etmiş. Çünkü ‘sampling’ denen şeyden, aynı ritmin ve dizilimin Big Bang ortada bile yokken birçok şarkıda kullanıldığından bir haberler. Araştırma yapmadan saçma sapan konuşmayın ve böyle aptal salak konularla karşıma çıkmayın üzerim.

  18. You Never Walk Alone

I never walk alone
You and I, if we’re together
We can smile
You never walk alone
You and I, if we’re together
We can smile

SON ŞARKIYA ULAŞABİLDİM GOD BLESS!

Repackage albüme adını veren albümün outro’suna sonunda ulaşabildik. Albümü yine pozitif mesajlarla bitirirken bizi yine olağanüstü vokallerle kutsamışlar, sağolsun varolsunlar. Sen ve ben birlikte olduğumuz sürece gülümsememizin önüne geçebilecek bir engel olamaz diyorlar ve bizi yine en zayıf noktamızdan vuruyorlar~ onların gülümsemesi.

 

 

***

 

İki haftadan daha uzun bir süredir yazdığım şu yazıyı neredeyse 5 bin kelimeye ulaşırken bitirebildiğime inanamıyorum. Kendi karşımda saygı duruşuna mı geçsem, kendime nasıl bu kadar laf salatası yapabilirsin diye mi kızsam bilemiyorum. Zahmet edip tamamını okuyanı gerçekten alnından öpebilirim, şaka yapmıyorum.

Neyse anlayın işte, BTS sevgim 5 bin kelimenin bile anlatmaya yetemeyeceği kadar büyük. Çoğu yerde yazı uzamasın diye kısa kestim yazacağım şeyleri. Uzun zamandır bu kadar uzun bir yazı yazmamıştım, resmen pasımı attım.

BTS’i rakamlarla anlatacağım bir kısım beklediniz mi bilmiyorum ama bütün bu yazının amacı onları anlatmaya hiçbir şeyin yetmeyeceğini göstermekti. Kırdıkları rekorlar, sattıkları albümler, tıklanma sayıları, indirilme sayıları~ bunların sebebi hep yukarıdaki 5 bin kelimenin içinde saklı. Kazandıkları her şeyi ve çok daha fazlasını sonsuz hak ediyorlar. Daha fazla söyleyecek bir şeyim yok.

BTS’i olmasını tercih ettiğimden çok daha geç tanıdım ama bundan sonrası için şunu net olarak söyleyebilirim ki; asla yalnız yürümeyecekler~

 

 

Advertisements