0508: Korkuyla Beklediğim 10. Yaz Günü

Ne başlık atacağıma karar veremedim uzunca bir süre. Normalde yazıları yazdıktan sonra atarım başlığımı ama bu sefer başlığı atamadan yazamadım. Çünkü içimden atmam gereken şey kendime bile zar zor itiraf ettiğim korku.

Bu korku heyecanımı bile gölgede bırakıyor. SNSD’nin son deme ihtimali bile şimdiden kalbimi paramparça ediyor. Biraz önce The Vampire Diaries dizisinin finalini izledim. İlk 3-4 sezonunu deliler gibi severek izlemiştim ama sonra hikaye saçmalamaya başlayınca bırakmıştı. Hani öyle bir bağlılığım kaldığını da düşünmemiştim. Ama finalini geçmişin ve Ian’ın hatrına izleyeyim dedim ve şu an duygu seli. Geçmişte çok sevdiğim şeylere yıllar sonra veda etmek – herhangi bir bağlılık hissetmesem bile – çok zormuş be.

Veda etmek, hikayelerin sonu gibi şeylerin istemdışı çağrıştırdığı şey de hep gelip onlar da tıkanıyor işte. SNSD. 7 yılımı adadığım kızlar. Bana hayatımın en kötü dönemlerinde yaşama sevinci veren kızlar. Hayatımın hiçbir anlamı olmadığını düşündüğüm zamanlar da, hayatıma anlam katan kızlar. Onlar gülünce güldüm, onlar ağlayınca ağladım. Onlarla birlikte kalbim kırıldı. Onlarla birlikte iyileşmeye çalıştım. Şimdi korkuyorum evet. Veda etme ihtimalimizden çok korkuyorum. O kadar korkuyorum ki kalbim sıkışıyor.

 

30 Eylül’den sonra kpop benim için bitmişti. Kalbimi 9 parçaya ayırıp bırakmışlardı o gün. Önce SNSD’ye çok kızdım. Nasıl böyle bir karar alabildiler? Nasıl kendilerine yenilemez, yıkılamaz deyip kendilerini önce yine bizzat kendileri yıktılar? Nasıl yaptılar bunu? Nasıl bu kadar kolay yalan söylediler? Power of 9? Soshi bond? Forever it’s Girls’ Generation? Çok soru sordum onlara, aslında kendime~ Onca zaman yaptıklarım boşuna mıydı dedim. Çünkü sağlıklı olmayan bir bağım vardı dünyanın öteki ucunda varlığımdan bile haberi olmayan 9 kızla.

Biliyorsunuz 30 Eylül’le ilgili hiç konuşmadım, üstüne hiçbir şey yazmadım burada. Bir sürü iddia, suçlama, saçma sapan şey okudum. Uzunca bir süre geride kalan 8’e kızdım çünkü biliyorsunuz ‘giden her zaman haklıdır.’ Vazgeçmemeleri lazımdı, Girls’ Generation artık o 9 kişiden bağımsız bir şeyi temsil ediyordu. Üyelerin bile bunu mahvetmeye hakkı yoktu. O ilk sinirim ve mantık dışı sitemim geçtikçe bu sefer Jessica’ya kızmaya başladım. Bencillik etmemeliydi. Kendi ismine, kendi markasına daha fazla önem vermemeliydi. Seçim yapması istendiğinde kararsız kalmamlıydı, kendini değil grubu seçmeliydi dedim. Hepsi geçti işte. Kızgınlığım, kırgınlığım, suçlamalarım falan. Suçlayacak taraf bulamıyorum artık. Aramıyorum da. Sadece Tokyo Dome konserinde Jessica hiç var olmamış gibi davranmalarını atlamıyorum.

 

 

***

 

Kpop’taki hiçbir şey ilgimi çekmiyor ve keyif vermiyordu uzun süredir. Çekmesini de istemiyordum artık. SNSD’nin muhtemel sonunu görüp mümkün olan en az yarayla bu işten sıyrılmak istiyordum çünkü. 2015 comeback döneminde yıllarca yaşadığım o heyecanı yaşamadım, itiraf ediyorum. Çünkü hep son olma ihtimali vardı. Taeyeon solo albümünü yayınladığında da~ Tiffany de, Jessica da~ Hepsini dinledim, sevdim, destekledim. Ama o eski heyecanı vermiyorlardı artık. Heyecan vermemek değil de ben hissedemiyordum o bilincimi kaybedecek kadar çok mutlu olduğum zamanlar gibi. Sonra BTS girdi bir şekilde hayatıma. Tekrar kpop’ın içine çekildim. Ve içimdeki bir tıpa açılmış gibi akmaya başladı her şey. Seohyun’un albümü, Taeyeon’un albümü derken yine kendimi peşlerinde koşarken buldum. Eski yazılarımı okudum SNSD konusundaki. Ask.fm’de sorulan sorulara ve cevaplarıma baktım. 30 Eylül’den beri hep olumsuz yanlarını görmeye çalışmışım, onu anladım. Savunma mekanizması işte. Kötü bir ayrılığı unutmak için uğraşır gibi. Neyse ne artık, uzun zamandır ilk kez aralıksız SNSD dinliyorum, izliyorum, keyif alıyorum.

Eskisi gibi hissetmeye başlayınca da, özellikle Wonder Girls’ün 10. yılında herkese veda etmesinin de büyük katkılarıyla, yıllardır bastırdığım korku iyice su yüzüne çıktı. Ya bu son derlerse? Ya veda ederlerse? Şu an durum gerçekten onu göstermiyor, etkin olmasalar bile resmi olarak dağılıyoruz demezler gibi geliyor. Ama yine de..

 

 

***

 

Bütün hayatımı bir şeylere fanlanarak geçirip, aşırı gereksiz anlamlar yükleyen bir insan olarak bu seferkini kaldırabileceğimi sanmıyorum. Harry Potter bittiğinde çocukluğum bitmiş gibi hissetmiştim. Gossip Girl bittiğinde de ergenliğim. Girls’ Generation da gençliğimin sembolü gibi. SNSD’ye veda etmek büyüdüğümü kabul etmem anlamına gelecek. Ve bunu kabul etmeyi hiç istemiyorum.

 

***

 

 

Benim kafamda bunlar dönüp dururken insanlar SNSD’nin bir şeylerde 1. olmasını, Nation’s Girl Group ünvanını falan umursadığında cidden çok şaşırıyorum. SNSD sadece başarılı bir gruptan çok daha fazlası ve bunu kanıtlayalı yıllar oluyor. SNSD isminin hakkını verdi, erkek grupların egemenliğindeki piyasayı yerle bir edip hepsinin üstüne çıktı. Kızların çok daha fazlasını yapabileceğini kanıtladı. Muhtemelen Kore’deki her evin misafiri oldu, dünyada hiç ulaşılmamış noktalara ulaştı. Bir zamanların en nefret edilen şirketinin imajını düzeltti, defalarca ülkesinin dünyadaki yüzü oldu. SNSD ödüllerden, satışlardan çok daha fazlası oldu.

Kpop’ta bir grubun görüp görebileceği en kötü muameleye maruz bırakıldı. Yaşadıkları şey, kötülüğün gözle görülür, harekete geçmiş haliydi. Ve yaşanan şey neresinden bakarsanız bakıp sosyal bir sorundu. Büyük bir çoğunluğu kadın olan bir kitlenin yine kadınlara uyguladığı psikolojik şiddetti. SNSD, karşılaştığı bütün önyargıları aşabildiği ve özellikle de bu kötülüğü yenebildiği için tarihte bir yer açtı kendine. Ve bana en çok ilham verdikleri nokta da budur. 9 kız milyonları değiştirdi. Ve onlara saygı duymaya ikna etti. Kadınlara saygı duymaları gerektiğine ikna etti.

İnsanların bütün bunları bilip de rakamlar, sıralamalar her şeymiş gibi davranmalarını anlayamıyorum. SNSD diğer kız gruplarına daha fazlasını umut edebileceklerini göstermişken, daha fazlasını başarabileceklerini göstermişken nasıl olur da onların başarısından rahatsız olabilirsiniz aklım almıyor. SNSD’yi geçmeleri SNSD’nin bir şeyleri değiştirdiği gerçeğine katkıda bulunurken nasıl bundan rahatsızlık duyarsınız? anbilivıbıl

 

 

***

 

 

Güney Kore’nin son 3-4 ayda ne kadar büyük siyasi olaylar yaşadığından haberdarsınızdır. Aylarca yaptıkları eylemlerin sonunda başkanları Park Geun Hye görevinden alındı. Bu eylemlere her yaştan insan katılmıştı tabii ama duruma en çok tepki gösterenler 20li yaşlarındaki gençlerdi. Ülkelerine sahip çıkan, yaşlı başlı geri kafalı derisi burumuş ihtiyarların geleceklerini ellerinden almasına izin vermeyen gençler. Ve bu gençlerin bir kısmı SNSD’nin debut şarkısını marşları gibi kullandı eylemlerinde. O gençler SNSD’nin de bir parçası olduğu nesildi. Ve SNSD’nin bir nesli nasıl etkilediğini gördük biz bu sayede. Bundan daha büyük bir ödül de, başarı da olamaz benim gözümde. O nedenle bırakın SNSD’nin önünü açtığı kız grupları da onlara erişsin hatta onlardan daha ileriye gidebilsin. Kadınların topluma, sektöre karşı edindiği her başarı hepimizin başarısıdır.

 

***

 

Sonuç olarak bu noktadayız. 10. yıla şunun şurasında birkaç ay kaldı. Yeni bir albüm geleceğini biliyoruz. Ama sonrası koskocaman bir soru işareti. Umut etmeye bile korktuğum zamanlardan birindeyiz yine. 2014’deki gibi bir kafada olsam ‘aman SNSD’yle birlikte ben de bırakırım bu işleri’ derdim ama BTS yüzünden o ihtimal de kayboldu gitti. Main bias grubumun bir erkek grubu olması ihtimalini kendime yediremiyorum da. Kalan vaktimizin tadını çıkarmaktan başka yapacak bir şey yok işte. Ama bütün bunları da içimden atmasam olmazdı.

Biz de bunu dinlemeye devam edelim madem.

Öyle işte.

 

 

 

*Yanarım da şu pink ocean’ın bir kere bile içinde bulanamadığıma yanarım.

 

Advertisements