I’m Exhausted, Meloş. I Just Wanna Go Home

 

Genşler~

Biraz önce HOME’u dinlerken içimden bişiler dürttü, geldim siteye girmeye çalıştım ama wordpress’in şifresini bile unutmuşum.

Şimdi ben buraya neden geldim? Niçin geldim? Nasıl geldim? (sadjkalksjjasldakls)

Tabii ki de saçmalamaya geldim çünkü ofiste vakit geçmiyor, çünkü benim için yeni bir yıl (okul yılı) başlarken nedense kendimi yılın önceki kısmı gözlerimin önünden bir şerit gibi akıp giderken buldum yine. (fgdaskjda) Burayı hala okuyan var mıdır bilmiyorum ama zaten maksat yaz ve uzay boşluğuna at ya hani? Lets get it.

 

 

**

 

 

2 sabah önce uyanıp işe gitmeye hazırlanırken durduk yere bu hayat hep böyle mi geçecek diye düşünürken buldum kendimi. Sabahın altısı, günün kalanında 6 saat dersim var ve beynim daha evden adımımı atmadan çatlıyor~ Sonra kafamda konudan konuya geçerken yaklaşık 15 dakika içinde yüksek lisans yapacağım alana karar verdim? (Bu karar bakalım kaç gün karar olarak kalacak) Kısacası 500 yıl sonra da hala karar verememekten muzdaribim.

 

 

 

**

 

 

 

İlginçtir moralim baya iyi bu aralar. Durduk yere hayata küsüp çevreme dehşet salmıyorum. Yani, öyledir herhalde? (gdfddsjfks) Bu istikrarımın bozulup bozulmayacağı tamamen kyk’nın tepeme binip binmeyeceğine bağlı ama sessizce köşeme sindim, bekliyorum.

 

 

 

**

 

 

 

En büyük motivasyon ve mutluluk kaynağım daha ne zaman gerçekleşeceği belli bile olmayan bir BTS konseri için her ay 10 euro almak. (sajkdhksjadkaakdaj) Damlaya damlaya okyanus etmeye çalışıyorum, wish me luck.

 

SENİ YENİCİM DÖVİZ KURU!!!

 

 

**

 

 

 

Geçen günlerde olan deprem beni düşündüğümden fazla sarstı. Her gece Meloş’un en ufak hareketine uyanır oldum. Bunda şapşal kızın geçmiş bir gece hamam böceği yakalayıp yatağa getirip önümüze atmasının da payı var ama o konuya şu an girmek istemiyorum. Hatta mümkünse hafızamdan silmek istiyorum.

Sürekli kafamda plan yapıyorum, şuraya girsek, buraya uzanabilir miyiz, Meloş’u napıcaz, deprem çantasına mama koyduk mu falan filan. Kendi kendime ‘ya abartma kızım’ falan deyip yine her gece çantamı odaya alıp yatıyorum. Meloş girebilsin diye kapıyı özellikle kapatmıyorum falan. Üniversite için tercih yaparken İstanbul’a gelmek istemememin en büyük nedenlerinden biri depremdi. Zaman içinde bu korkumu nasıl unuttum bilmiyorum ama 13 sene öncesine ışık hızıyla dönüş yaptım. Bir de takıntılı manyağın tekiyim. O da var.

 

 

 

**

 

 

 

Dün sınıfta dev bir kültür şoku yaşadım. Bunca yıl sonra alıştığımı düşünüyordum ama öğrenmenin sonu yok. Suç yine benim, projeksiyonu bozdum galiba.

 

 

 

**

 

 

Hava da yine bi’ değişik. Sıcak desen değil, soğuk desen değil. Ayakları üşütüp karın ağrısından kıvranma mevsimi açılmıştır. 5. mevsim diye kayıtlara geçsek kimsenin itirazı olmaz buna.

 

 

 

**

 

 

Taeyeon’um, aşgım dönecekmiş. Gözlerim yaşlı bekliyorum.

 

 

 

**

 

 

 

Bu yıl mevsimlerim hepsinin hakkını verircesine geçti. Kışın bi’ gün Selokin aradı ‘beni hastaneye yatırıyorlar’ ve kışı hiç o kadar iliklerime kadar hissetmemiştim. Sorununun ne olduğunu anlamamız 5 ay aldı, hayatı boyunca hep hasta. 29 yaşında bi’ gün uyandı ve hayatı boyunca hep nefesi ensesinde olacak bir hastalıkla tanıştı. Daha doğrusu hastalığın 3-5 yıldır belirtileri zaten varmış ama tıp tanıyana kadar bizim sürünmemiz lazımmış işte. Neyse, en azından sorununun ne olduğunu anladık, tedavisi başladı ve en azından karanlıkta kafamızı oradan oraya vurarak yol bulmaya çalışmıyoruz. Ama yine en ufak normalin dışında olan şeyden kıllanır, korkar oldum. Hafızamda soğuk, karanlık, iç karartan günler~ Ki ben en çok kışları severdim.

 

 

**

 

 

 

Baharımın şenlenmesi de büyük ölçüde BTS’in gelmesiyle ilişkili. (asjdfdgdfgka) Ne zaman dönerlerse dönsünler günlerimi güzelleştirdikleri malum. Canımın sıkkın olduğu dönemlerde döndüklerinde çıkardıkları albümün hissi biraz daha melankolik oluyor ama yine de bu lanet dünyaya katlanmamı kolaylaştırıyorlar.

 

Bir de çok spontane gelişip çıktığım kısa bir tatil var. Hani üzerine düşünüp stress yapacak kadar bile vaktim olmadan kalkıp gittim, gezdim. Uzun zamandır en keyif aldığım tatil oldu. Öyle anların çoğaldığı bir dünya hayal edelim Bob.

+

 

**

 

 

Yazlardan ne kadar tiksindiğimin kanıtlarıyla dolu bu blog ama bu sene o kadar da çirkin geçmedi. Arkadaşlarım ya nişanlandı, ya evlendi ya da bebişleri oldu. En yakın arkadaşımın oğlusu oldu arkadaşlar. :’) 31 Temmuz’da doğduğu için minnoşa Gryffindor cüppesi almayı kendime borç bildim. jkdsfhksjd (annesine 31’inde doğurmasını salık verdiğim iddiaları asılsızdır) Genel olarak güzel olaylarla dolu bir yaz geçirdim. Meloş da bana düştü aşırı, geceleri kafamda yatıp patisiyle yüzümü seviyor falan. Bazen 6 aylık ömrüm falan mı kaldı diye düşünmüyor değilim. (djkaskas)

 

 

**

 

 

Sonbahar demek Jimin demek. Bütün Ekim’i (bknz: Jimboter) Jimin’in doğumgünü ilan edip her gün sevinecek başka bir sebep bulmaya kararlıyım. Beni sen bile yıldıramazsın vodafone!!

 

JIMIN LOVE FEST WOHOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO

 

(Benim minnoş, bebek, güzel çocuğum)

 

 

**

 

 

Çok fazla yazmaya başlayıp yarım bıraktığım yazı varmış, bitirmeyi hedeflediğim ilk yazı Kore gezimizinki. (fkdjskfjsd) 15 güne milyon tane şey sıkıştırınca yaz yaz bitmek bilmedi. Şehir şehir ilerleyip yazıyı birkaç parçaya bölmem gerekecek sanırım. Umarım bu sene biter. sadjksajdlasa

 

 

 

**

 

 

Diyeceklerim bu kadar.

 

 

 

 

**

 

 

İyi ki Twice var.

 

 

*

 

 

 

Bye